Cihat Farz-ı Kifayedir
Puan vermedi·166 syf.··
2025 103. kitabı
Kudüs'ün, Gazze'nin, Filistin'in başına gelenler bölge insanının güçsüzlüğü, zayıflığı ya herhangi bir hatasından kaynaklanmamaktadır. Ne yazık ki; ümmetin genel hali başımıza böyle musibetler gelmesine yol açmıştır. Rabbim (cc) bizlere acilen dirilmeyi nasip etsin inşallah. Yusuf Karadabvi (rhm), eserine Kudüs'ün tüm Müslümanlar için neden kutsal olduğunun kanıtlarını açıklamak ile başlıyor. Kısaca şunları aktaralım: Mirac'ın "isra" ile Mescid-i Aksa'ya vardıktan sonra gerçekleşmesi "Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir." (İsra suresi , 1) Allah (cc), Müslümanlar için Mescid-i Harem ile Mescid-i Aksa'yı birbirine bağlamıştır bu ayet-i kerime ile. Mescid-i Aksa ilk mescitlerimizdendir. Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyuruyor: "Mescid-i Aksa'da kılınan namaz Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî haricindeki mescitlerde kılınan beş yüz namaza denktir." Ebu Zerr'in (r.a) rivayet ettiği bir başka hadis ise şöyledir: "Hz. Peygamber'e (s.a.v), Yê Resûlallah! Yeryüzünde ilk önce hangi mescit inşa edildi?' diye soruldu. Resûlüllah (s.a.v), "Mescid-i-Haram" buyurdu. "Sonra hangisi?" diye soruldu. Resûlüllah (s.a.v), "Mescid-i Aksa" diye cevap verdi." Bu kanıtlar genişletilebilir; lakin buraya kadar yeterlidir, feraset sahibi Müslüman için. Dolayısıyla Kudüs'ü, Filistin'i, Gazze'yi savunmak Müslüman için farz-ı kifayedir. Sonuç olarak, cihat sorumluluğunun Filistinli Müslümanlar --> Bölge Müslümanları --> Bütün Müslümanlar olarak ilerlediğini anlamak gerekir. Eğer bu gerçekleşmezse her Müslüman'a buradan bir günah düşer ( sana sığınıyoruz Rabbimiz). Ümmeti bir araya getiren bir halifenin olmadığı günümüzde; bu vazifeyi yapmak için bir komisyon, kurul, ya da herhangi isimli bir şeyin ortaya konulup harekete geçirici emirlerini sunması gerektiğinin aciliyeti ortadadır. Bu kapsamda Müslüman'ın buralardan vazgeçmesi ya da terk ederek uzaklaşması gibi bir konu gündeme getirilemez. Islah edici tek ümmet olan Müslümanların, Allah'ın (cc) kanunu olarak bu topraklardan fasıkları uzaklaştıracağı güne ulaşmayı, görmeyi niyaz ederiz. Rabbimiz (cc) bizi kendi yolunda bu vazifeye memur kılsın inşallah. Dolayısıyla Müslüman açısından hedef 1967 sınırlarına geri dönülmesi değildir; buradan bu kafir, işgalci, fasık terör örgütünün temizlenmesidir. Bu zamana kadar sadece fıkıh usulü açısından nasıl ateşkes antlaşmaları yapılıp, güçlenilmesi üzerine tartışılmalıdır. Ve kafirin en önemli gücünü sağlayan finans kaynakları kesin ve katı bir şekilde boykot edilmelidir. Müslümanların birlik olması gerekliliğini de ifade etmeye bile gerek yokta usule aykırı davranmayalım, edelim. Dirilmek içinde ilk nelerden sakınmamız ya da kurtulmamız gerektiğini Allah Rasülü' nden (sav) bir kez daha işitelim . Sevban'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Yakında milletler, yemek yiyenlerin (başkalarını) çanaklarına (sofralarına) dâvet ettikleri gibi size karşı (savaşmak için) birbirlerini davet edecekler." (Orada bulunanlardan) biri, "Bu o gün bizim azlığımızdan dolayı mı olacak?" dedi. Resûlüllah (s.a.v), "Hayır, aksine siz o gün kalabalık fakat selin önündeki çerçöp gibi zayıf olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın gönlünden, sizden korkma hissini soyup alacak, size de 'vehn'i musallat edecek" buyurdu. Yine bir adam, "Vehn nedir, ya Resûlallah?" diye sorunca, Hz. Peygamber, "Dünyayı sevmek ve ölümü istememektir" buyurdu. Buraya kadar ki aktarılan konuların azami bir şekilde her Müslüman'ın bilincine yerleşmesi gerekmektedir. Sonrasında ise teşkilatlanma, düşmanı tanıma, stratejiler, metotlar gibi konular geliyor. Ne yazık ki; oraya şimdilik zaman var...
Din İslam
KudüsYusuf el-Karadavi · Nida Yayıncılık · 20212,796 okunma
·
59 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.