#Spoiler içerebilir!
1Q84, Haruki Murakami
Çok uzun olduğu için senelerdir ertelediğim ve reading slump’tan çıktıktan sonra okumak isteyip başladığım 1Q84 tuğlası. 87 günde bitirdiğim halde kendimi tebrik ediyorum.
1Q84 dünyası bambaşka bir dünyaydı. Uzun bir kitap olduğu için seni içine çekiyor, sürüklüyor ve merak ettiriyor. Aomame ve Tengo, 1Q84 dünyasından kaçmaya çalışırlarken sen kitabı okuyup o dünyaya dalmak istiyorsun. Kitabı okumadan önce böyle fantastik öğeler bulunduğunu tahmin etmemiştim. Günlük hayatta geçen bir roman olduğunu düşünüyordum. Kitabın ilk bölümlerini okurken de bu izlenimim devam ediyordu. Ta ki gece gökyüzünde iki ay görünene kadar… İşte o zaman olağanüstü olaylar başlıyor, Little People sahneye çıkarak seni şaşırtacak gizemli olaylara şahit oluyorsun ve okurken romanın içinde kaybolmaya başlıyorsun. Başka bir nokta ise yazarın kitapta şarkılardan ve başka edebi eserlerden bahsetmesi kitaba ayrı bir derinlik katıyor. Sanki Aomame gerçek hayatta var ve Janacek’in Sinfonietta’sını dinliyor, Tengo gerçek hayatta var ve Kediler Şehri kitabını okuyor gibi hissettiriyor, karakterlere derinlik katıyor. Tengo ve Aomame karakterlerinin hayatta yalnızlık çekmesi, aile ve arkadaş yönünden şanssız olmaları insanı üzüyor ama aynı zaman birbirlerini bulmak için çaba sarf etmeleri, bulduktan sonra da birbirlerini tamamlamaları mutlu ediyor.
Eğer 1Q84 dünyasına yanlışlıkla girseydim, Aomame gibi o dünyaya ait hissetmeye, adapte olmaya mı çalışırdım, yoksa Tengo gibi mantığımla açıklamaya mı çalışırdım?
Kitabın genel havası: yalnızlık, umut, olağanüstülük
Okurken en çok hissettiğim duygular: merak, şaşkınlık, karakterler için hissettiğim acıma
Haruki Murakami1Q84 (Tek Cilt)