Victor Hugo
Bazı kitaplar vardır, bittiğinde kapağını kapatır ve masaya yavaşça bırakırsınız. Çünkü içindeki ağırlık sadece kağıtların değil, bir insanın son nefesinin ağırlığıdır. Victor Hugo bu eserinde bize bir hikaye anlatmıyor; bizi karanlık, rutubetli bir hücreye, idama saatleri kalmış bir adamın zihninin tam ortasına hapsediyor.
Kitabı okurken en çok canımı yakan şey, mahkumun adını, ne suç işlediğini veya geçmişini asla öğrenememek oldu. Hugo bunu kasten yapmış: Çünkü o adamın kim olduğu önemli değil; önemli olan, bir insanın yaşam hakkının başka insanlar tarafından ellerinden alınışının yarattığı o soğuk dehşet.
Hücredeki o taş duvarların soğukluğunu, dışarıdaki kalabalığın "gösteri" izlemeye gelen heyecanlı seslerini ve giyotinin o korkunç gölgesini iliklerime kadar hissettim. Ne kadar yazık . Tüm bunlara şahit olabilmek için toplanan insanlar .Hele o küçük kızıyla olan son görüşme sahnesi... Kalbimin bir parçasının o hücrede kaldığını söyleyebilirim.
Eğer yaşamın değerini, özgürlüğün kıymetini ve insan ruhunun karanlık dehlizlerini merak ediyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız. Kısa ama etkisi yıllarca sürecek kadar ağır bir eser
.Sizce adalet için bir canı almak çözüm müdür, yoksa daha büyük bir trajedi mi?"
Şimdiden okuyacak olan okurlarımıza iyi okumalar dilerim :)
"İnsanlar, hepsi de belirsiz bir süre için ertelenmiş ölüm cezasına çarptırılmış birer mahkumdur :*)"