10/10
·496 syf.··
2025 29. kitabı
Matematiksel olasılık ile gerilim-macerayı ve bunların yaşam üzerindeki etkisini harmanlayan muhteşem bir kitap. Yazarın önermesi çok güçlü; farkındalık yaratıyor. Caine, olasılık hesapları yapan bir akademisyen. Eğitimini kumarda kullanmayı deniyor ancak kaybediyor. Daha sonra olasılık hesabı yaparak geleceği öngörebileceğini fark ediyor. Bu durum elbette bilim insanlarının dikkatini çekiyor ve macera burada başlıyor. Kitap, insanların seçimlerinin; doğru ve yanlışlarının uzun vadede gidecekleri yolu nasıl belirlediğini etkileyici biçimde anlatıyor. Üstelik sadece kendi geleceklerini değil, çevrelerindeki insanların hayatlarını da şekillendirdiklerini vurguluyor. Geçmiş tek bir yoldan gelmiş olsa da gelecekte sonsuz sayıda olasılık bulunuyor. Tek eleştirim, romanın Amerikan yapısı olduğunu fazlasıyla hissettirmesi; tam anlamıyla doğal ve organik gelmiyor. Ajan Nava'nın ilk eğitim aldığı bölüm ise ayrı güzeldi. Gelecek şansa ya da kadere değil, olasılıklara bağlıdır. Doğru hesap ve analizle, istenen hayat inşa edilebilir. Kitaptan bana kalanlar; . Ölümden sonra insanın ruhunun yaşamasının veya herhangi bir şekilde bir hayat olmasının olasılığı ne kadar az olursa olsun, Paskal’ın dine bağlı bir hayat yaşamasından beklediği getiri, yine de dünyevi zevklerle hedonistik(haz) bir yaşam sürüp de sonsuza dek lanetlenmeyi göze alacağı bir durumun getirisinden daha büyüktür. . Aslında, içinde bir yerde paranın hiçbir şeyi değiştirmediğini biliyordu. . Satranç hayat gibidir David, demişti babası. Her parçanın kendi işlevi vardır. Bazıları zayıftır, bazıları ise güçlü. Bazıları oyunun başında işine yarar, bazılarıysa sonunda. Ama kazanmak için hepsini kullanmak zorundasın. Aynen hayatta olduğu gibi, satrançta da skor tutulmaz. On parçanı kaybedip, yine de kazanabilirsin oyunu. Satrancın güzelliği budur işte. İşler her an tersine dönebilir. Kazanmak için yapman gereken tek şey tahtanın üzerindeki hamleleri ve anlamlarını iyi bilmek ve karşındakinin ne yapacağını kestirebilmek. Yani bu geleceği tahmin etmek gibi bir şey mi diye sordu, Caine. Tahmin etmek imkansızdır. Ama şimdiki zamanı çok iyi bilirsen geleceği kontrol edebilirsin. . Heisenberg bir partikülünün hem konumunu hem de hızını aynı anda belirlenemeyeceğini ve böylece fiziksel dünyada her zaman bir belirsizlik olduğunun kanıtlamış oldu. Bilim adamları hemen hemen her şeyin olası olduğunu da kabul etmek zorunda kaldılar. Çünkü, mutlaklarla değil de olasılıklarla yönetilen bir evrende bütün sonuçlar vardır. . İki saat boyunca yürürken soğuğun tadını çıkardı ve sürekli kendisini eleştirip, kızıp durdu. . Eğer bir parayı fırlattığımda bunu etkileyen tüm fiziksel faktörleri hesaplayabilseydik, örneğin elimin açısını, yerden yüksekliği, parayı fırlatmak için ne kadar güç kullandığım, rüzgâr veya hava akımı, paranın alaşımı falan gibi, o zaman yazı mı tura mı geleceğini %100 bilebilirsin. Çünkü bu para da, diğer her şey gibi, Newtonun mutlak olan fizik kurallarından etkileniyor. Tüm bunları doğru hesaplamak olanaksız değil mi? Bunun anlamı şu. Biz insanlar evrenin belli gerçeklerini ölçebilecek becerilere sahip değiliz. Yani olaylar her ne kadar rastgele görünse de, tamamen fiziksel gerçeklerle koşullandırılmışlardır ve böyle belirlenirler. Deterministler hiçbir şeyin belirsiz olmadığına inanırlar, her şey önceki bir sebebin sonucu olarak ortaya çıkar ama biz bu sebebin ne olduğunu bilemeyiz. . Olasılık teorisine göre yanılma payı çok ama çok az olduğu zaman gerçeği buldunuz demektir. . Bir an için doğanın tüm güçlerinin ve bunu oluşturan tüm varlıkların konumlarını anlayabilen bir canlı olduğunu düşünürsek ve bunun bu veriyi inceleyebileceğini de düşünürsek aynı anda evrendeki en büyük varlıkları ve en küçük atomları da hesaba katarak bir hesap yaparsa, hiçbir şey belirsiz değildir ve gelecek de aynen geçmiş gibi, gözlerinin önündedir. . Yeni doğan bir bebek annesinin göğsünü nasıl emeceğini bilir, ya da aç olduğunda ağlamayı. . Madde enerjiyse ve düşünce de enerjiyse, o zaman tüm madde ve düşünceler birbirine bağlıdır, ilişkilidir. İşte toplu bilinçaltı da bundan gelir. Bu yaşayan, yaşamış ve yaşayacak her canlının paylaşılan, birbirine bağlı, bilinçsiz zihnidir. . Işık hızından hızlı olan tek şey düşünce hızıdır. . Dâhiler yalnızca toplu bilincimizi bizden daha iyi görebilenlerdir. . Temporal lobunda ve bunun sayesinde başkalarının yapamadığı bir şekilde toplu bilinçaltına girebiliyorsun. O zaman geleceği görebiliyorsun. . Hocası ona hep, öldüğünde dinlenecek zamanı olacağını söylerdi. . Hayatın ilk 30 yılı boyunca kadere inanarak yaşasa da, şimdi bunu düşünmek bile onu dehşete düşürüyordu. . Laplace’ın Şeytanı(hesaplayıcı) geçmişteki her şeyi biliyor çünkü geçmiş hep tekil, çünkü tüm ayrımlar ileri doğrudur. Ama Laplace’ın Şeytanı tam olarak geleceği bilemez, çünkü birden fazla var. Laplace’ın Şeytanı tüm olası gelecekleri bilir. Evet. An’ın geleceği olasılıklıdır. Şimdilerin hepsini çok belirgin bir şekilde gördüğün için tüm olası gelecekleri görebilirsin, ama bunlar sonsuz. Gerçek, düşüncenin bir yansımasıdır, her öne atılan dalda kendi gerçeğini seçersin, çünkü hangi Anı düşünmek istediğini seçersin. . Evet, bazılarınınki zayıf, bazılarınınki güçlü. Zayıf olanlar ileriyi göremezler. Olası gelecekleri göremedikleri için hareketlerinin sonuçlarını tahmin edemezler. Hayat boyu kör ve aptalmış gibi yaşarlar. Kararları gelişi güzeldir, kararlarının sonuçları da öyle. . Socrates, Büyük iskender, Julius Cesar, Moliere, Napolyon, Herman van Helmholtz, Van Gogh, Alfred Nobel. Hepsinin de benim gibi epilepsisi vardı. . Ama hangi kararların doğru olduğunu nereden bileceğim? Kararlar doğru veya yanlış değildir. Kararlar karardır. Sen, sana göre en iyi iyisini seç. . Babasını hatırladığı sürece, o hep onunla olacaktı.
OlasılıksızAdam Fawer · April Yayıncılık · 202398,4bin okunma
·
52 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.