·264 syf.····Okunma: 16 Aralık 2025 13:23 Rip Akıntı: Hayat...
Murat hocamin kalemi ile tanışma kitabim oldu..
Inanilmaz etkileyici, soluksuzca okunan, hikayeye mudahale etme istegi ile okudugum sahane bir anlatıydı...
Bir insanın başına gelenleri anlatmaktan çok, o insanın nereye kadar dayanabileceğini sorgulayan bir roman.
Annesinin kaybıyla başlayan bir çocukluk..
Mirza Dadalıoğlu’nun hikâyesi, felaketlerin sıralanışıyla değil; o felaketler karşısında sessizce çöken bir benlikle ilerliyor. Hayat ona yüksek sesle bağırmıyor, daha kötüsünü yapıyor: Yavaş yavaş nefessiz bırakıyor adeta.
Yıllar sonra kendi hayatını kuran Mirzanin küçük kızına konulan SMA teşhisiyle hayatı parcalanan Mirza, farkına varmadan bir akıntının içine çekiliyor. Mısır bağlantıları, kayıp bir çocuk, geçmişten gelen isimler… Ne yüzerek çıkabildiği ne de tamamen teslim olabildiği bir akıntı bu. Ve ardından büyük bir boşluk...
Bu romanda kötülük aniden gelmedi. Adım adım yaklaştı. Önce umut verdi, sonra borçlandırdı. Yardım gibi görünen şey, zamanla insanın omuzlarına çöken ağır bir gölgeye dönüştü. Ve Mirza, bir noktadan sonra artık neyi seçtiğini değil, neye mecbur bırakıldığını hatırladı.
Yazarın en çarpıcı başarısı, okuru sürekli şu ikilemde tutması oldu kesinlikle.
İyi niyetle yapılan bir şey, sonuçlarıyla kötülüğe dönüşebilir mi?
Bir baba, evladını yaşatmak için kendinden ne kadar vazgeçebilir?
Mirza kapıldığı akıntıdan Ne yüzerek çıkabildi, ne de tamamen teslim olabildi.. Hafıza kaybı bu noktada bir kaçış değil, bir duraklama gibi oldu. Çünkü asıl mesele hatırlamak değildi, hatırlamaya değer bir benliğin kalıp kalmadığındaydı.
Akıl hastanesindeki Mirza, geçmişinden çok bugünüyle ürkütücüydü bence. Çünkü Kim olduğunu bilmeyen bir adamdan ziyade, kim olduğunu öğrenirse neyle yüzleşeceğini sezdiği için korkan bir adam vardı karşımızda.
Bazı kitaplar okuru empati kurmaya zorlar, "sen olsan ne yapardın?" der gibi ilerler..
Ama bu kitap, “Ben olsaydım ne yapardım?” sorusunu sordurmuyor,
Daha zorunu soruyor...
“Ben, hangi noktada kendim olmaktan vazgeçerdim?”
Tek kelime ile harikaydı