(Spoiler)
Okuduğum gönderilere dayanarak çoğu yorumda kitabın, dinin yolundan ayrılan yaşlı bir adamın yanlışa sapması ile ilgili olduğunu düşünülmüş. Fakat benim için anlatılmak istenenle, karakterin bana sunduğu izlenim bambaşka oldu.
Yazar da belli ki insan hayatında dinin, kontrol sağlayıcı ve kibirden, kötülüklerden uzak tutan rehber olduğu görüşüyle bir eser ortaya çıkarmış. Zacharius Usta'yı daha farklı, o kadar da komplike olmayan bir ışıkta gördüm. Yaşlanmış, hayatının büyük bir kısmını saatlerle ilgili icatlar geliştirerek geçirmiş, haliyle de insanın kısa ömrü ona yeterli gelmemiş. Çok doğal bulduğum bir korkuya kapılmış; ölüm korkusu.
Tanrıyla yarışmak, dinden uzaklaşıp şeytanlaşmak gibi temalar bana geçmedi. Baskın görüşün her diyalogta kendini analojilerle belli etmesine rağmen, ölümün yaklaştığını anlayıp çıldıran bir zanaatkar gördüm ben. Uzun yıllardır aynı sanatı icra etmesine rağmen finale kadar çocuğu için endişeleri olan, yalanlara kulak asmayarak evladının geleceği hakkında döneme göre doğru bir karar veren adam nedense tam da ölüm yaklaştığında mı kibire kapılıp şeytanın uşağı oluyor?
Tabii ki her okur için mesaj başka başka olabilir. Yoğun olarak hissettiğim tema ölüm korkusu ve hayatta kalma durumunda akla mantığa sığmayan büyü, doğaüstü güçler gibi şeylere kanabileceğimizdir. En savunmasız olduğumuz anlarda elbette ki karakterimizden ödün verip, sağlıklıyken sahip olduğumuz karakteri koruyamayabiliriz. Kitabı, dini değil de, bu bakış açısıyla okudum. Çok da beğendim. Akıcı ve kısa olmasın rağmen derinliği olan kitap arayanlara öneririm.