9/10
·232 syf.··
2025 4. kitabı
Romanın mekân tasarımı, mimari bir dehanın ürünü. Bastiani Kalesi, kuzeyin uçsuz buçaksız ovalarına bakan bir uç kale değil, aslında insanın kendi içine ördüğü savunma duvarlarıdır. Giovanni Drogo için kale, başlangıçta bir görev yeridir; ancak zamanla "olasılığın" sersemletici etkisiyle bir tutkuya dönüşür. O sınır çizgisi, sadece bir devletin hududu değil, "anlamlı bir hayat" ile "sıradan bir yok oluş" arasındaki o ince, tekinsiz hattır. Buzzati, kalenin rutinini, nöbet değişimlerini ve askeri hiyerarşiyi öyle bir matematiksel soğuklukla anlatır ki, okur bu disiplinin içinde kaybolurken dış dünyadaki zamanın (gerçek hayatın) akışını karakterle birlikte unutur. Batılı eleştirmenlerin bu eser hakkındaki en derin tespiti, romanın bir "ertelemeler tarihi" olmasıdır. Drogo, hayatının o büyük kahramanlık anına, o muazzam savaşa hazırlanırken, gençliğini, aşklarını ve dünyayı kale burçlarındaki sisli bir görüntüye feda eder: Tatar Çölü’nde beklenen "düşman", aslında gelmeyecek olan bir kurtarıcıdır. Bu, modern insanın "bir gün her şey çok güzel olacak" yanılsamasıyla bugünü feda edişinin en estetik ve en acımasız anlatımıdır. Üniformalar, rütbeler ve parlatılmış kılıçlar; hepsi yaklaşan ihtiyarlığı ve anlamsızlığı örtbas etmeye çalışan nafile dekorlardır. Buzzati’nin dili, bir taşın çatlaması kadar sessiz ama derindir. Tatar Çölü, Beckett’ın Godot’yu Beklerken eseriyle akrabadır ancak ondan daha trajik bir damara sahiptir. Çünkü Drogo’nun bekleyişi pasif bir bekleyiş değildir; o, her sabah o büyük sınava girecekmiş gibi zırhını kuşanır.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma
·
16 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.