Gönderi

Takmıyoruz mu?
Ülke topyekün bir aydınlanma yaşıyor, Unutun, koca üniversitelerin kürsülerini, okul sıraları, cilt cilt kitapları, profesörleri, bilim dalı hocalarını herkes ekonomi, finans üzerine uygulamalı hızlandırılmış eğitim almış ve teorileri çökertmiş pratikte başarmış gibi mutlu ve kazanmış hissediyor. Gözümüzün içine bakan salt gerçeğin aslında hiç de böyle olmadığını anladığımız bir zaman hiç gelmeyecek gibi. Tıpkı; Kurban edilecek bir hayvana öncesinde biraz şeker veya tuz verilmesi gibi. Bu mutlu ölüm içimdir, ölümü güzelleştirmedir. Ne yaşadığımızı, başımıza ne geleceğini hiç bilmiyor olmamızın hatta tezahür edemiyor olmamızın mutluluğu ile kısa bir geçici mutluluk hali. Daha güzel bir güne uyanıp uyanmayacağımızın endişesi ve stresi stresi yok içimizde. Bilinçsizlik, şuursuzluk bu olsa gerek. Çünkü biz toplum olarak sevip mutlu olmayı değil, sevip kahrolmayı, aşk acısı çekmeyi seviyoruz. Akıma gelen bir hikaye ile bitireyim; Temel doktor olmuş, ishal şikayeti ile gelen bir amcaya ilaç yazacakmış ama ilacın adını bir türlü hatırlayamamış Şimdilik bir xanax yazayım da yarın hatırlarım diye düşünmüş Ertesi gün hastayı görünce nasılsın amca diye sormuş? Amca da; boka battım ama kafama da takmıyorum demiş. Saygılarımla, Erbil
Felsefe-Düşünce
·
32 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.