Bir Kol Hikayesi ile tanıyıp peşine düştüğüm Perulu yazar Ricardo Sumalavia’dan okuduğum ikinci kitap. Yazar ilginç gerçekten.
Kitabımız yaklaşık 10 sayfalık bir dedektiflik öyküsüyle başlıyor. İtalik yazı karakterleri kullanılarak yazılmış bu bölümde, bazı nedenlerle istifaya zorlanmış eski polis, şimdilerde ise genellikle eşler arası sorunlarla ilgilenen yeni dedektif Apolo’nun karşılaştığı bir vaka anlatılıyor. Apolo’nun başına gelen kitap kapağında mükemmel ifade edilmiş.
Yazar sonraki bölüme kendisini (ya da anlatıcıyı) bu öyküyü yazmaya iten nedeni anlatarak başlıyor ve bazı ayrıntıları özellikle de öyküde yer alan karakterleri seçme süreçlerini detaylandırıyor.. ama ne detaylandırma. Bu arada toplam 12 seans olmak üzere başka bir hikaye karışıyor araya, seanslar bir kaç cümleler halinde aralara serpiştirilmiş. Yine italik yazılmış bir bölümle son buluyor.
Başı sonu belli olay örgüsü severler için uygun olmayabilir kitap. Edebi türler arası geçişler, otobiyografik izler, edebiyat ve sanat üzerine düşünceler içeren deneysel, üstkurmaca, biraz da polisiye bir metin. Çok sevdim.
Kitap kapağı da ilginç. Sandalyede oturan adam ilk bakışta fark edilmiyor. Dikkatli bakıldığında ve elle yoklandığında anlaşılıyor. Mükemmel bir Hamdi Akçay tasarımı.