Gönderi

Gibi Bir Şeydi Yaşadığımız.
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 87. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2025 14:45
Buradaki “ Aptal ”, gerçekten düşünmeyen, saf, farkında olmayan biri değil. Aksine her şeyi görmüş, anlamış, çözmüş ama buna rağmen oyunun içinde yer almayı reddetmiş kişi. Bu metinde aptallık bir eksiklik değil; bir fazlalık. Fazla görmekten, fazla hissetmekten, fazla düşünmekten doğan bir yalnızlık hâli. Akılsızlıkla hiç ilgisi yok. İtiraz etmeyen ama boyun da eğmeyen bir duruş bu. Kendini akıllıların, haklıların, her şeyi bildiğini sananların safından bilinçli olarak çekip almak. Bu yüzden aptallık burada bir küçülme değil, bir seçim. Dünyanın hesap yapan, kazanan, gerekçelendiren tarafında durmaktansa yalnız kalmayı göze almak. Ve belki de tam bu yüzden, bu metin tüm aptallara gelsin. Bu kitapta yapılan şey süslemek değil; rahatsızlığı teşhir etmek. Metin boyunca asıl mesele şu: Bir şeyin “ne olduğu” ile “nasıl kullanıldığı” arasındaki uyumsuzluk. Hayat çalışıyor ama doğru çalışmıyor. Herkes herkesin ne yaptığını biliyor ama ne hissettiğini bilmiyor. Bu metin ne mizah metni, ne deneme, ne hikâye. Feyyaz Yiğit ’in üslubu “ciddiyetle saçmalamak” değil; saçmalığı ciddiyetle kayda geçirmek. Gülmek ikincil etki. Asıl hedef okuru şu hissin içine sokmak: Bir şeyler yanlış ama adını koyamıyorum. Üslup bilinçli olarak dolambaçlı. Cümleler sürekli kendini düzeltiyor, geri alıyor, çelişiyor. “Kısa mıydı? Hayır değildi. Ama kısa gibi.” Bu bir dil hatası değil; zihinsel hâlin birebir yansıması. Karakter düşünüyor ama çözmek için değil, çözemediğini göstermek için düşünüyor. Feyyaz Yiğit’in alametifarikası tam olarak bu: Sonuca varmayan düşünce. Metinde hissedilen şey aslında sessiz bir öfke. İnsanların da tıpkı eşyalar gibi “uygun” olmaya zorlanmasına karşı bir iç hesaplaşma. Kimseyle tartışmaya değmez; çünkü herkes zaten yanlış yerde duruyordur. Metin, yerini bulamayan şeylerin envanterini çıkarıyor: eşyalar, insanlar, duygular… Hepsi çalışıyor ama hiçbiri olması gerektiği gibi değil. Bu huzursuzluk bilerek üretiliyor. Karakter tamamen imgelerle düşünüyor (“bu kısma bayıldım”). Doğrudan duygularını söylemiyor (“sizin anlamanızı bekliyor”). Dünyaya ait değil; kendi yolunu çizen ama sürekli savunmasız bir hâli var. Dışarıda kalan, kenara atılmış bir bilinç bu. Üslup yer yer şiirsel ama romantik değil. Yumuşak imgelerle sert bir çaresizlik kuruluyor. Benzetmeler duyguyu güzelleştirmek için değil, dayanılmaz bir hâle getirmek için kullanılıyor. Okura bir duygu anlatılmıyor; okur o duygunun içine bırakılıyor. “Eşyalarla sınanıyorduk ve sanırım sadece ben bunun farkındaydım.” (s. 13) Bu cümlede anlatıcı kendini üstün bir konuma koymuyor. “Ben daha zekiyim” demiyor; “ben huzursuzum” diyor. Farkındalık burada bir avantaj değil, bir yük. Feyyaz Yiğit’in dünyasında farkında olmak rahatlatmaz; insanı kilitler. “Bu soruları hiç kimse sormuyordu kendisine.” (s. 14) Sorular anlamsız olduğu için sorulmuyor değil; sormamak daha kolay olduğu için sorulmuyor. Farkında olanlar için dünya her zaman biraz yamuk durur. Kitap ilerledikçe metin şunu açıkça söylüyor: Düzgün, geçerli, onaylı duyguların bir bedeli var ve bu bedeli her zaman onu yaşayanlar ödemiyor. Birileri başkaları adına taşıyor. Karakter, dertli yaşamayı öğrenmiş olmanın garip bir güvenini taşıyor. Mutlu değil ama mutsuzluğa yabancı da değil. Üzülmek hayatın doğal zemini hâline gelmiş; mutluluksa utanılacak bir ihtimal gibi duruyor. Kitapta bir müzik geçtiğinde Feyyaz Yiğit metni yalnızca okunacak bir şey olarak bırakmıyor; karekodla okuru doğrudan o ana çağırıyor. Şarkının kendisi tarafından seslendirilmiş olması da bunu tamamlıyor. Bu, bir gösteriş değil; metnin dünyasını genişletme çabası. Kitabın yalnızca yazılmadığı, üzerinde düşünüldüğü, defalarca hayal edildiği çok net. Okurdan pasif bir okuma değil, metnin ruhuna eşlik etmesi isteniyor. Bu da Feyyaz Yiğit’in metni bir “ürün” gibi değil, bütünlüklü bir deneyim olarak kurduğunu gösteriyor. Okurken hissettiğim şey çok netti. Bu ruh hâli ve benzetmeler oturulup kurgulanmış gibi değil; yaşanmış ve o yaşanmışlığın içinden yazılmış gibi duruyor. Kurgulanmış bir karakterden değil, doğrudan yaşanmış bir hâlden konuşuyor. Aklım ister istemez Gibi’deki Yılmaz karakterine gidiyor. Ruhsal yapı, dünyayla kurulan mesafe, düşünce biçimi birebir örtüşüyor. Feyyaz Yiğit kendi duygusal ruh hâlini, hayata bakışını ve sorgulamalarını sanki Yeraltından Notlar’daki üslup ve tarzda aktarıyor. Ama artık yerin altından değil, yerin üstünden konuşuyor. Ya da daha doğrusu: yerin altındaki şeyler sonunda yerin üstüne çıkmış. Ve evet, gibi bir şeydi yaşadığımız. (S.79) Bu kitapta da, Gibi’de de karşımıza çıkan şey aynı bilinç. Bu hikâyenin karakteri de aslında bir Yılmaz.
AptalFeyyaz Yiğit · Okuyan Us Yayınları · 2013701 okunma
·
7 +1'leme
·
3.965 Gösterim
7 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Gerçekten çok güçlü, çok derin bir inceleme olmuş Metni okurken “okuyan biri anlatıyor” değil, “yaşamış biri konuşuyor” hissi var. Yorumunuz, kitabı okumamış biri olarak bile beni hem bu romanı hem de yazarın diğer eserlerini merak ettirdi. Eminim kitabın yazarı Feyyaz Yiğit ya da onu okuyan herhangi biri, metnin ruhuna bu denli nüfuz eden, özverili ve zekice bir okumayı görünce çok mutlu olacaktır. Kaleminize ve bakış açınıza sağlık 👏
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
єѕяα ོ B12 mevzusu😄… Umarım önerim her zaman ki gibi size iyi gelir ben de mutlu olurum😊, teşekkürler 🙏.
Kaleminize sağlık hocam. İncelemeniz, kitabı ciddi manada merak etmemi sağladı. Listeme ekledim🙏🏼
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim 😊🙏. Kitap merakınıza değer diye düşünüyorum. Nice mutlu yıllarınız olsun. Keyifli okumalar diliyorum.
Bir kitabın konusu, teması, ele alınış şekli vs klasik kalıplarda herkes yazar inceleme ama cidden bu işi ( inceleme yazmayı) hakkıyla yapan ender kişisiniz. Kitaba hocam bir dalıyor en derinlerdeki inci mercanları bize sunuyor✨🦌Ne mutlu bize böyle fırsatlar çıkıyor karşımıza ✨
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
@nrmn97 Nice birlikte kitap okumalara diliyorum 😊🙏.
Ne güzel ifade etmişsiniz. "Hayat çalışıyor, ama doğru çalışmıyor. " Emeğe sağlık... 🙏
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
😊 teşekkür ederim 🙏.
Kitabı dün okumaya başladım en hızlı okuduğum kitaplardan diyebilirim fakat bu yorum kitaba daha farklı yaklaşmamı sağladı ve farkındalığımı arttırdı dünden beri düşünüyorum bu kitabı nasıl arkadaşlarıma anlatırım diye ve kendi kendime gibi gibi bir kitaptı diyorum kelimelere dökememiştim bir türlü gerçekten mükemmel bir inceleme olmuş belki bende tanımlarken sizin bir kaç cümlenizi kullanabilirim :) diğer yorunlaırnızada bakacağım mutlaka
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Yaşadığınız hisleri anlayabiliyorum, bende de oluyor. Bir şeyi derinden hissedip kelimelere tam dökemediğim çok an var. Evet, gerçekten gibi, gibi😄. Beğenmenize çok sevindim🙏😊. Farkındalık yaratması ve kitaba daha farklı bir yerden yaklaşmanıza vesile olmak ayrıca mutlu etti. Cümleler serbest, elbette kullanın 🙂 Kitaplar okumayı yaydıkça güzelleşiyor.
Reklam
Etkileyici bir inceleme olmuş, emeğinize sağlık 👌 🙏 Bence yazar burada kendini, kendi iç dünyasını ortaya dökmüş. O yüzden "kugulanmış gibi değil". Epey ilgimi çekti, bunu da okuyacaklarım arasına ekliyorum.
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
uğur bey o zaman hissedeceksiniz benim hissettiğimi.
yine şahane bi inceleme olmuş, kaleminize sağlık, kitabı okusam en az bukadar etkilenirdim heralde 🙏
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim 🙂 O zaman kitabı da okuyun, etkilenme dozunu birlikte ölçelim.