Yalnızlıktan geceye sığınmış bir adamın yolculuğuyla başlar Beyaz Geceler. Hayatta beklentilerini yitirmiş olmasına rağmen kötünün iyisi bir gün yaşadığı için keyfi yerindedir. Islık çalarak ve şarkılar mırıldanarak yürür karakterimiz. Bir köprüden geçerken gecenin bu geç saatinde köprüden çoşkun akan ırmağa doğru gözyaşlarını akıtan bir kadın görür. Kadının aklından intihar mı geçmektedir bilemeyiz ama karakterimiz kadınlarla iletişim kuramaz haldedir. Hayatında hiç kadın olmamış, özgüveni yıkılmış ve iletişim kurmayı denemeyi bile unutmuş haldedir. Bakışlarını esirgeyemez ama kadına tek söz de edemez. Karşı kaldırımdan yürürken birinin kadını rahatsız ettiğini görür hemen müdahale eder. Aslında kendini aşmıştır ama gözünün önünde bunun yaşanmasına kayıtsız kalamayacak kadar da ahlak sahibidir. Ahlak korkuyu yener ve hayatında ilk kez bir kadınla tanışmasına sebep olur. Bu tanışma hayatında çok şey değiştirecektir. Israrla bir randevu koparır ondan. Adının Nastenka olduğunu sonradan öğrenecektir. Nastenka ailesini kaybettikten sonra kör ninesinin ve sağır hizmetçisinin yanında yetişmiştir. Ninesi onu kendisi eğitmiş ve kendi bucağından hiç ayırmamıştır. Nastenka karakterimizin yalnızlığını dinlerken kendisini de bulmuştur onun hayatında. Sadece bir yıl önce tanıştığı ve kiracıları olan genç bir adam onun hayatındaki dinginliği bozmuştur. Nastenka onunla tanışmadan önce ne kadar kısıtlandığını nelerden mahrum bırakıldığını bilmemektedir. Ninesinin kurallarından dolayı başta kendini o adamdan uzak tutmak ister. Içten içe de hiç uzaklaşmamasını ister ama ayrılık vakti bir gün gelir. Perdeden süzülen özgürlüğün ışıkları Nastenka’yı terk etmek üzeredir. Aşkını itiraf ederse belki hiç ayrılmayacaklarını düşünür ama işler istediği gibi gitmez. Adam Nastenka’nın gözyaşlarını akıttığı yerde bir sene sonra görüşmek üzere söz vermiştir ama gelmez. İşte Nastenka onun için ağlamış ve karakterimizi dertlerini anlatabileceği, yükünü hafifletebileceği bir liman olarak görmüştür. Karakterimiz ufak bir ilgi kırıntısından bile mahrum haldedir ve işte Nastenka’nın bunları anlatması bile ona sırılsıklam aşık olmasına yetmiştir. Aşık olur ama onun kalbinde yeri olmadığını da bilir yine de sevdiği insanın mutluluğa kavuşmasını öyle çok ister ki Nastenka’nın mektuplarını defalarca adama ulaştırmaya ve geceler boyu Nastenka ile o köprünün üstünde adamı beklemeye razı gelir. Nastenka’nın umutları tükendiğinde ona bahaneler bulur teselli eder. Artık ikisinin de umudu kalmamıştır Nastenka neden o adamı sevdiğini sorgulamaya karakterimiz de neden onu sevdiğini söylemediğini sorgulamaya başlamıştır. Son gece kartlar açık oynanır. Karakterimiz her duygusunu anlatır Nastenka’ya. Nastenka da kendisini karakterimize aşık olmaya ikna edebileceğini düşünür. Mutluca sokaklar boyu dolaşırlar. Tam evin köşesine geldiklerinde o adam çıkıp gelir ve Nastenka karakterimizi yolun ortasında bırakıp onun kollarına gider. Hayat artık daha karanlıktır. Yollar, binalar ve insanlar daha çarpıktır daha eskidir ve daha kusurludur karakterimiz için. Çünkü sahip olduğu kısa süreli aydınlık da onu terk edip gitmiştir. Hikayenin analizine gelecek olursak Nastenka içinde bulunduğu durumlarda ona çıkış yolu gösterebilecek kişilere duygusal yakınlık beslemektedir. Karakterimiz de kiracı genç adam da ona sorunlarından kurtulmak için umut vermiştir. Nastenka kişilere değil umuda aşıktır. Yaşadığı sorunlar olduğu sürece kimseyi gerçek anlamda sevemez. Karakterimiz ise şefkat, merhamet ve ilgi gibi insanların birbirlerine gösterdiği her duyguya açtır. İşin kötü tarafı ise bu duyguların gerçekte neler olduğunu bilmesidir. Belki varlıklarından hiç haberdar olmasa daha mutlu bir insan olarak yaşamını sürdürebilirdi. Nastenka ile birlikte bunları deneyimleyebilmesi ise onu eskisinden de daha karanlık bir dünyaya sürüklemiştir. Nastenka’nın ninesi gerek yaşlılığı gerekse körlüğü sebebiyle kendini eksik hissetmiş ve torununu koruyamayacağını düşünmüştür. Dış dünyaya karşı sürekli paranoyasını beslemiş ve aşırı kısıtlayıcı bir ebeveyn olmuştur. Genç kiracı acıma duygusunu aşka çevirmiş olacak ki geç de olsa o köprüye Nastenka için gelmiştir. Sonuç olarak ise tesadüfler size hiç tatmadığınız duyguları yaşatabilir ama tesadüflerin hayaliye yaşar ve gözünüzü kör ederseniz sizi en derin kuyulardan birine de itebilir.Fyodor Dostoyevski