Bu kitabı okurken yalnızca bir hikâye okumuyorsunuz;
henüz 11 yaşında, bugüne kadar tek bir kelime bile konuşamamış bir çocuğun sesi oluyorsunuz.
Melody’nin sesi yok.
Ama zihni, kalbi ve duyguları fazlasıyla var.
Sharon Draper, Melody üzerinden bize şunu hissettiriyor:
Konuşamamak, düşünememek değildir.
Hareket edememek, hissetmemek değildir.
Ve en önemlisi, “engelli” olmak bir insanın kendisine ait bir özellikten çok, toplumun ona çizdiği bir sınırdır.
Bu kitabı okurken şunu fark ediyorsunuz:
Aslında “engelli” diye bir şey yok.
Engel yaratan bakışlar var.
Farklı olanı anlamaya çalışmak yerine ötekileştiren,
sessiz olanın söyleyecek bir şeyi olabileceğini hiç düşünmeyen insanlar var.
Melody’nin dünyasında, en büyük acı bedeni değil
anlaşılmamak.
Söyleyecek bu kadar çok şeyi varken
kimsenin dinlemeye hazır olmaması.
Tüm bu zorluklara rağmen Melody’nin kalbi, hayata göğüs gerebiliyor.
Kırılıyor ama kapanmıyor.
Umutsuzluğa yaklaşıyor ama vazgeçmiyor.
Ve okur olarak siz, onun her başarısında sevinip, her görmezden gelinişinde içinizde bir ağırlık hissediyorsunuz.
Bu kitap, sadece bir çocuğun mücadelesini anlatmıyor.
Aynı zamanda bize şunu soruyor:
Gerçekten bakıyor muyuz, yoksa sadece görüyor muyuz?
İçimizdeki Müzik, empatiyi öğreten değil;
empatiyi yaşatan bir kitap.
Sessizliğin içindeki müziği duymayı bilen herkesin okuması gereken bir hikâye.