·379 syf.····Okunma: 23 Aralık 2025 04:43 Tanpınar'ın bir diğer şaheseri. 4 farklı bölüm, 4 farklı figür ve koca bir medeniyetin özeti.
Kitabımız İhsan bölümüyle başlıyor. İhsan kitapta Şark'ı temsil ediyor. Tüm değerlere bağlı, bilge, rehber, baba figürü ve özünü kaybetmek istemeyen bir karaktere sahip. Birçok bölümde tarihten edebiyata, musikiden felsefeye olan görüşleriyle arzı endam ediyor. Doğu-batı sentezinin olması gereken mahiyetini de yine bu karakter üzerinden idrak ediyoruz. İhsan aynı zamanda hasta adam. Vakit ikinci cihan harbinin hemen öncesi. İhsan ile Osmanlı Devleti arasındaki bu paralellik hoş bir detay. İkinci bölüm Nuran ile devam ediyor. Nuran kitabımızın ana karakteri olan Mümtaz'ın büyük aşkı ve varlığının ayrılmaz bir uzviyeti. Nuran sadece bir karakter olarak değil şiirin, musikinin ve İstanbul'un tecellisi olarak çıkıyor karşımıza adeta. Kitabımızın en lirik bölümü de burası. Kah İstanbul'u arşınlarız, kah İsmail Dede Efendi'nin ferahfeza makamındaki bir saz semaisine iştirak ederiz, kah Şeyh Galip'ten bir beyit dinleriz. Nuran, Mümtaz için estetik bir ideal, huzur kaynağı, yaşamla arasındaki köprü ve ilham perisi. Bu yüzden ilişkilerinde yaşanan trajik son da tüm bu değerleri Mümtaz adına altüst eder. Üçüncü bölümde ise Suat'a rastlıyoruz. Suat vaktinde Nuran'a meftun olmuş olarak hikayeye dahil oluyor ancak bu bölümde kendisini çok daha derin bir karakter olarak okuyoruz. Dönemin Nihilist ve yıkıcı düşüncelerinin ete kemiğe bürünmüş hali Suat. Rasyonellikten uzak, kötü, inançsız ve değerlere meydan okuyan mahiyette. Genel yaşamı hatalarla ve huzursuzlukla dolu. Son bölümde ise ana karakterimiz olan Mümtaz ile kapanışı yapıyoruz. Kitap boyunca yaşanan tüm bu altüst oluşların ardından Mümtaz'ın içsesine ve düşüncelerine kulak veriyoruz.
Kitabımızın adı her ne kadar "Huzur" olsa da ziyadesiyle huzursuzluk üzerinden bir anlatım söz konusu. Zira hikayemiz de cihan harbi öncesinde geçtiği için hep bir huzursuzluk söz konusu herkeste. Doğu-batı çatışması, harp tehlikesi, yaşam mücadeleleri, hayatın anlamı ve yaşamın özü gibi konular da hikayeye yedirilmiş durumda. Suat'ın trajik sonuna rağmen, kitabımızın sonlarına doğru karşımıza çıkan bir pasajda mecnun bir Bektaşi, Şeyh Galip'ten yaptığı bir alıntıyla Mümtaz'ın Suat'ın telkinlerine kulak vermeyip en nihayetinde hayata devam etmesini sağlıyor belki de.
"Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen”
Leziz bir Türkçe, bol bol İstanbul panoramalarıyla nahif bir kitap. Okuyunuz, okutunuz.