Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

AH Tanpınar :) Kelimelerimi benden alan yazar.. :)
9/10
·380 syf.·
2025 96. kitabı
“ ‘Hadiselerle beraber biz de değişiriz ve biz değişince mazimizi de yeni baştan kurarız.’ İnsan zihni böyleydi; zaman, onda daima yeniden teşekkül ederdi. Hâl, bıçak sırtıydı: hem mazinin yükünü taşır hem de onu çizgi çizgi değiştirirdi.” [s.338] ------------------------------------------- Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur romanı, alıntıda olduğu gibi, okuduktan sonra zamanı yeniden düşündüğüm, bu kavrama, hadiselere ve hayata bakış açıma zenginlik katan, düşünce dünyama sayısız pencereler açan ve kalıcı güzel etkiler armağan eden nadir eserlerden biri oldu. Nereden, ne şekilde başlayacağıma bir türlü karar veremedim. Artık ne kadarı kâfi gelirse diye belirterek buyurunuz diyorum efendim :) Eser, zaman ile insan arasındaki bağı, zamanın karşısında bireyin kırılganlığını, kimlik arayışını ve huzursuzluklarını derinlemesine işliyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki toplumsal dönüşüm, Tanzimat’tan beri süregelen medeniyet tartışmaları ve Doğu-Batı arasında sıkışmışlık hissi, romanın zengin arka planını oluşturuyor. Eser dört bölümden oluşuyor: İhsan, Nuran, Suat, Mümtaz. Ana karakter Mümtaz’ın hikayesini okurken, onun huzursuzluğunun çıkış noktasına tanık oluyoruz. Tıkanmışlığının sürekli sorgulamalara neden oluşu, onun hayata ve insanlara bakışını nasıl etkilediğini görmemize yardımcı oluyor. Mümtaz’ın huzursuzluğu, etrafındaki karakterlerle kurduğu ilişkiler üzerinden katman katman büyüyor; Tanpınar, böylece sadece bireysel bir ruh hâlini yansıtmakla kalmıyor, geniş bir perspektifle toplumsal belleğe uzanan bir akış kuruyor. Romanda en beğendiğim karakterlerden biri olan İhsan, Mümtaz'ın yalnızca bir akrabası değil, aynı zamanda onun akıl hocasıdır. Onun tarih ve medeniyet üzerine görüşleri, manevi derinliği Mümtaz’ın dünyaya bakışını derinden etkiliyor. Ancak İhsan’ın zatürre
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202421,3bin okunma
Puan vermedi·380 syf.··
2024 169. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2024 15:02
Huzur, Mümtaz karakterinin huzur ve mutluluk arayışını anlatır. 1937 yılının sonbaharından 1939 yılının sonbaharına uzanan iki yıllık bir süreçte İstanbul'un tarihi ve doğal güzelliklerini arka planda yer alır. Roman dört ana karakter ve dört bölümden oluşmaktadır. İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz. Bu bölüm başlıkları aslında sadece karakterleri anlatmaz bizlere. Hepsinin temsil ettiği bir yaşantı vardır. İhsan, aile hayatını; Nuran, aşk hayatını; Suat, sosyal hayatı ve Mümtaz, insanın iç dünyasını temsil eder. Bu her bölüm girift bir şekilde bizlere aktarılır. İlk bölümde aile hayatının insanın ekildiği toprak olduğu ibaresi kullanılır. Nuran'ın anlatıldığı bölümde aşkın kutsiyeti sanatsal bir dil ile anlatılır. Tanpınar ana karakterin huzurunu değil huzursuzluklarını dile getirmiştir. Bunu yaparken iç dünyasından ailesine, sevdiği kadından ülkesine, sokaktaki hamaldan uluslararası gelişmelere kadar pek çok şeye değindiğine şahit oluyoruz. Roman aşk, ayrılık, eski-yeni çatışmasını, kültür, sanat, insan ilişkilerini sanatsal bir dille aktarmıştır. Okuması bazen zor bir kitap. Yazarın 'Sahnenin Dışındakiler' kitabını okurken bu kadar sıkıldığımı hatırlamıyorum. Nedense bu kitap bana çok sıkıcı geldi. Bunu belirtmeden geçemeyeceğim. Belki de kitabı okumak için yanlış bir zamandı. Dert edindiğimiz şeylere karşı hayatı sorgulatan bir roman. Bizleri huzursuz eden şeylere sarılmamızı ve onlardan zevk almamızı önerir. Bütün bunların kişilerin mesuliyetinde olduğunu savunur.
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202421,3bin okunma
Zamana Yenilenlerin Şarkısı: Huzur
Puan vermedi·379 syf.··
Beğendi
·
2026 83. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 08:17
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın zamana ve insana dair o derin sızısını taşıyan Huzur, aslında adı gibi bir sükuneti değil, aksine ruhun en fırtınalı kıyılarını anlatır. Bu eser, sadece Mümtaz ve Nuran’ın imkânsız gibi duran sevdası değil; yıkılan bir imparatorluğun enkazı altında kendi kimliğini arayan bir neslin, Doğu ile Batı arasında sıkışmış kalbinin hıçkırığıdır. ​ ​Huzur’u okumak, sisli bir İstanbul sabahında, eski bir konaktaki tozlu piyano tuşlarına dokunmak gibidir. Her satırında eski bir musiki yankılanır, her cümlesinde Boğaz’ın sularına gömülmüş bir geçmişin hüznü vardır. Tanpınar, bize sadece bir roman sunmaz; bize huzursuzluğun estetiğini sunar. Hayat, her an kendi kendisini yalanlayan bir rüyadır. ​Tanpınar bu cümleyi kurarken, aslında insanın mutluluğa dair kurduğu tüm hayallerin kırılganlığına işaret eder. Mümtaz’ın Nuran’a olan aşkı, bu yalanın en güzel parçasıdır. Ancak bu rüya sona erdiğinde, geriye kalan sadece çıplak bir yalnızlıktır. Hayat bazen elimizden en sevdiğimizi çekip aldığında, gerçeğin soğukluğu karşısında sığındığımız tek şey bu rüyadan kalan kırıntılardır. İnsan, bir başka insanın içinde ancak kendi sınırları kadar yaşayabilir. ​Bu alıntı, kitabın en hüzünlü gerçeğidir. Ne kadar seversek sevelim, ne kadar bağlanırsak bağlanalım, hepimiz kendi yalnızlık kalemizin içine hapsolmuş durumdayız. Mümtaz ve Nuran, birbirlerinin ruhunda birer misafir gibiydiler. Sevmek, birinin dünyasına girmek değil, o dünyanın kapısında çaresizce beklemekmiş gibi hissettirir bu kitapta. Geçmişin hatırası, bazen geleceğin ümidinden daha ağır basar. ​Huzur’un her sayfasında o geçmişin ağırlığı hissedilir. Kırılan lambalar, eskiyen aşklar ve kaybedilen değerler... Tanpınar’ın karakterleri, geleceğe bakmak yerine hep arkalarında bıraktıkları o altın
1000Kitap
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202421,3bin okunma
Bir zihinde yaşayanlar daima güzeldirler.!
Puan vermedi·380 syf.··
2024 159. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2024 21:05
Nasıl bir edebiyat, nasıl güzel cümleler... Mümtaz'ın içsel yolculuğunda kendini ararken satırların, cümlelerin, paragrafların, sayfaların arasında kayboldum edebiyatın güzelliğini, tadına iliklerime kadar hissettim. Mümtaz kendi iç yolculuğunda huzuru ararken hastalık, ölüm, tabiat, kozmik unsurlar, medeniyet, sosyal meseleler, çeşitli ruh halleri ve estetik fikirlerle iç içe zincirlenmiş bir arayış. Ve Mümtaz'la Nuran'ın aşkları bitmeyen Bir İstanbul Masalı... Değerler arasındaki çatışmalar, insanlarda yarattığı Bunalım ve tatlı bir huzur... Huzur kitabını okurken bireysel çatışmalar ve zamanın koşullarında, müzik de yavaş yavaş tadına vararak demleneceksiniz. Ahmet Hamdi Tanpınar Huzur kitabı ile yeni bir toplumun çehresinde geçmişten bizlere ayna tutuyor. Bence bu kitap uzun uzun yazılabilir ama benim buna Cümlelerim yetmez en güzeli Siz açın bir Mahir Beste şarkısını alın elinizi En sevdiğiniz içeceğinizi ve huzur kitabını mümtazın iç yolculuğunda demlenerek kendinizi bulun. Keyifli okumalar.
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202421,3bin okunma
10/10
·379 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2025 15:11
Kitabın sadece son sayfasını kapattığınızda değil her sayfada -her ne kadar biraz karamsarlık içerse de- insanı düşünmeye sevk eder. Sahnenin Dışındakiler eserinde ‘masalı olan bir adamım’ der kendisi için. Eserlerinde karamsarlık tadı bırakması belki de onu herkesten farkı kılan bir masalının olmasıdır. Farklı bir masala haiz olmak, kişinin dünyayı dışarıdan seyredebilmesi için en önemli hususlardan birisidir. Tanpınar’la ilgili söylenebilecek diğer bir husus, eserlerine girmenin, karakterlerle bütünleşmenin başta biraz zorluyor olmasıdır. Eserlerini okumak biraz sabır ister. Ancak bu zorluk geçince hiç bitmesini istemeyeceğiniz bir dünyada bulabilirsiniz kendinizi. Eserlerini okurken sabrınızı koruduğunuz sürece Tanpınar’ın, betimleme ve açıklama dengesini ustalıkla koruduğunu hissedebilirsiniz.
Alıntı
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202421,3bin okunma
10/10
·379 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 00:04
Bu kitaba sıfat verecek olsam kesinlikle halkın kitabı derim. O kadar biz ki… Ahmet Hamdi’nin iç dünyamızı bu kadar iyi şekilde ifadesine düşüncelerine kitabın kurgusuna her şeyine hayran oldum. Okurken kendinizi bulabiliyorsunuz. Bitirdikten sonra içimin burulduğu ve hayranlık duyduğum kitaplar arasında ilk sıralarda yerini alan bu eseri ortaya çıkaran Ahmet Hamdi’ye sonsuz rahmetle.
1000Kitap
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202421,3bin okunma
8/10
·379 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 17:18
Huzursuzluk içinde huzura ermeye çalışan insanların izdüşümü bu roman karakterleri. Gerçek ya da yaşanmamış olamayacak hiçbir şey yok. Kurgu denebilir lakin dönemin koşullarını, gelecek kaygısını ve ilişkileri ele alan bu roman kendi içinde bir felsefe oluşturuyor. Güzel alıntılarıyla merak duygumu kamçılayan m @MsPenelope ye de teşekkür ederim
1000Kitap
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202421,3bin okunma
İnsan ve Mekanın Dansı İçsel Çatışmanın Portresi
10/10
·380 syf.··
Beğendi
·
2025 320. kitabı
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Huzur” adlı eseri, zamanın ve mekanın iç içe geçtiği, ruhun derinliklerinde yolculuk yapan bir başyapıt olarak karşımıza çıkar. Kitabın sayfaları arasında dolaşırken, İstanbul’un büyülü sokaklarında, geçmiş ve geleceğin birbirine karıştığı bir atmosferin içine çekiliyorsunuz. Tanpınar, kahramanlarının zihnindeki çalkantıları, yalnızlıkları ve arayışları öylesine ustalıkla anlatır ki, okuyan kişi bir an bile hikayeden kopamaz. Hikaye, Ahmet İzzet Paşa’nın hayatındaki kırılmalar ve bu kırılmaların yarattığı psikolojik derinliklerle ilerlerken, okuyucu bir yandan karakterin iç dünyasının labirentlerinde dolaşır, diğer yandan da İstanbul’un tarih ve kültürle yoğrulmuş dokusunu hisseder. Her satırda bir yandan hayatın kaçınılmaz değişimleri ve kayıpları dile getirilirken, diğer yandan da insan ruhunun sükûnet arayışı yürek burkar. Tanpınar’ın dili zarif, cümlelerindeki ahenk neredeyse müzikal. Anlatı, sürükleyici olmasının yanı sıra düşündürücü ve derinlikli. Kitapta zaman kavramı, sadece bir kronoloji değil, bir duygusal ve ruhsal deneyim olarak sunulur. Bu deneyim, okuyucuyu kendi hayatındaki “huzur” kavramını sorgulamaya iter. “Huzur”, bir dönemin Türkiye’sinin, bireyin içsel çatışmalarının ve insan ruhunun kırılgan ama umut dolu doğasının bir aynasıdır. Tanpınar, geçmişle gelecek arasında sıkışan insanın varoluş sancısını ve hayatın anlam arayışını destansı bir şekilde gözler önüne serer.
Hayata Dair
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202421,3bin okunma
10/10
·379 syf.··
2025 147. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2025 13:28
Huzur’u okurken zaman ağırlaştı; kelimeler acele etmedi, ben de edemedim. Tanpınar, insanın içindeki çatlağı bir medeniyetin yorgunluğuyla yan yana koyuyor. Olaylar zincirinden çok, bir ruh hâlinin içinde yürüdüm. Tanpınar, aşkı da acıyı da aynı terazide tartıyor; bireyin iç dünyasıyla bir medeniyetin yorgun hafızasını yan yana getiriyor. Roman, savaşın başladığı günün gürültüsünden uzak ama onun gölgesini her satırda hissettiren bir sessizlik anlatısı gibi. İstanbul burada yalnızca bir mekân değil; musikisiyle, geçmişiyle, suskunluğu ve tereddütleriyle yaşayan bir bilinç. Mümtaz’ın huzuru arayışı, aslında kaybolmuş bir bütünlüğün, yarım kalmış bir zamanın peşinden gitmek. Tanpınar’ın dili ise bu arayışı süslemeden, inceltmeden ama zarafetle taşıyor. Huzur, bir roman olmaktan çok, bizim içimizde yankılanan bir medeniyet hatırası. Bu kitabı hızlı okuyamadım; çünkü Tanpınar izin vermedi. Her cümle durup düşünmeyi, her duygu biraz susmayı istedi. Huzur, benim için bir hikâye değil, bir hâl oldu. Ne kadar içimden gelerek hislerimi,duygularıma anlatmaya ve yazmaya çalışsam da yetersiz kalıyor gibi hissediyorum. Okunmalı ,defalarca tekrar okunmalı yazarın her kurduğu kelimelerden cümlelerden zihin heybemizde yer edecek çok mucizevi detaylar var. İyiki okudum ,bu edebi şöleni okuyarak yılın sonunu güzelleştirdim.
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202421,3bin okunma
Huzur adında bir huzursuzluk tablosu...
9/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2024 26. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2024 13:53
Yıllar önce lisedeyken Tanpınar’ı okuma konusunda başarısız bir girişimim olmuştu. Edebiyat hocamızın isteğiyle Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ne başlamıştım. Ancak kendimi hazır hissetmeden başladığım her kitapta olduğu gibi, kitabı aklımı veremeden okumuş ve romanın hakkını verememiştim. Bundan dolayı da aslında merak ediyor olmama rağmen yeni bir Tanpınar kitabına başlamayı epeydir erteliyordum. İki hafta önce, yaklaşık on ay boyunca rafta beni beklemiş olan Huzur’u okuma iştiyakını sonunda elde ettim. İyi ki de etmişim. Çünkü bu roman sayesinde Tanpınar’ın şiirsel anlatımı ve birbiri ardınca ahenkle sıralanan cümleleri beni adeta efsunladı. Kelime bilgimin ne kadar zayıf olduğunu bu denli somut bir biçimde görmek beni üzmüş olsa da, bilmediğim kelimelerin anlamlarını öğrenirken çok büyük bir zevk aldım. Yer yer yorulduğumu itiraf etmem gerek. Birkaç satır boyu devam eden cümleler, uzun uzun yapılan betimlemeler; kullanılan kelimeler zaman zaman gücümün azalmasına sebep oldu. Ancak sabırla, anlayarak ilerlediğim her lahza yazarın büyülü kelimelerinin müziği arasında dans ederken buldum kendimi. Tanpınar gibi usta bir yazara kitap incelemesi yazmak haddim olmasa da, beğendiğim ve dikkatimi çeken noktalara değinmekten kendimi alamayacağım. Türk edebiyatına çok hakim değilim. Bu fikrim zamanla başka bir yazarın etkisiyle değişebilir belki ama karakter tahlillerini Tanpınar kadar derinlemesine bir biçimde yapan başka bir yazarımız var mıdır bilemiyorum (Zira ben bu kısımlardan çok etkilendim). Huzur, dört bölüme ayrılarak İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz karakterleri ekseninde ilerliyor. Ön planda konu Mümtaz ve Nuran’ın aşkı olarak gözükse de, bu hikayenin gölgesinde asıl mesele vazıh oluyor. Tanpınar; müziği, mekanları ve karakterleri kullanarak batılılaşmak ve doğulu
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202421,3bin okunma

Yazar Hakkında

Ahmet Hamdi TanpınarYazar · 30 kitap
Ahmet Hamdi Tanpınar, Türk romancı, öykücü , şair, öğretmen, çevirmen, edebiyat tarihçisi, siyasetçiydi. Cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerinden olan Ahmet Hamdi Tanpınar; "Bursa'da Zaman" şiiri ile geniş bir okuyucu kitlesi tarafından tanınmış bir şairdir. Şiir, hikâye, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi gibi birçok alanda eser veren sanatçının başlıca eserleri Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanları, Beş Şehir adlı şehir monogrofisidir. Bir bilim adamı olarak “XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi” adlı eseriyle edebiyat tarihçiliğine yeni bir görüş ve bakış açısı getirmiştir. TBMM VII. dönem Maraş milletvekilidir. Yaşamı 23 Haziran 1901'de İstanbul'da Şehzadebaşı’nda doğdu. Babası Gürcü asıllı Hüseyin Fikri Efendi, annesi Nesime Bahriye Hanım’dır. Tanpınar, ailenin üç çocuğundan en küçüğüdür. Çocukluğu, kadı olan babasının görev yaptığı Ergani, Sinop, Siirt, Kerkük ve Antalya’da geçti. Annesini Kerkük’ten yaptıkları bir yolculuk sırasında 1915’te tifüsten kaybetti. Lise öğrenimini Antalya’da tamamladıktan sonra yükseköğrenim için İstanbul’a gitti. Halkalı Ziraat Mektebi'nde bir yıl yatılı olarak okuduktan sonra 1919 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne girdi. Yahya Kemal’in öğrencisi oldu. Yahya Kemal onun şiir zevkinin, millet ve tarih hakkında görüşlerinin oluşmasında önemli rol oynadı. Celâl Sahir Erozan’ın bir şiir ve hikâye toplamı şeklinde yayımladığı seriden “Altıncı Kitap”’daki “Musul Akşamları”, yayımladığı ilk şiir oldu (Temmuz 1920)[6] Yahya Kemal’in çıkardığı Dergâh’ta 1921-1923 arasında 11 şiiri yayımlandı. 1923 yılında Şeyhî’nin Hüsrev ü Şirin adlı mesnevisi üzerine yazdığı lisans teziyle Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1923’te Erzurum Lisesi’nde edebiyat öğretmenliğine başlayan Ahmet Hamdi 1925’te Konya Lisesi’ne, 1927’de Ankara Erkek Lisesi’ne tayin oldu. Konya’da iken bir Mevlevi ayininde Itrî’nin bir eserini dinleyerek Klasik Türk Müziği ile tanıştı. 1930-1932 arasında Gazi Terbiye Enstitüsü’nde edebiyat öğretmenliği yaptı; bir yandan da Ankara Kız ve Erkek Liselerinde ders vermeye devam etti. Gazi Terbiye Enstitüsü’nün bünyesindeki Musiki Mualli Mektebi, onun klasik batı müziği ile tanışmasını sağladı. Bu dönemde yeniden şiir yayımlamaya başladı. 1926’da Millî Mecmua’da yayımlanan “Ölü” şiirinden sonra 1927 ve 1928 yıllarında (“Leylâ” şiiri hariç) hepsi Hayat dergisinde olmak üzere toplam yedi şiir yayımladı. İlk yazısı ise 20 Aralık 1928’de yine Hayat dergisinde çıktı. Şiir dışında ikinci bir çalışma alanı olarak çeviriye başlayan Ahmet Hamdi’nin 1929 yılında biri E.T.A. Hoffmann’dan (“Kremon Kemanı”), diğeri iseAnatole France’tan (“Kaz Ayaklı Kraliçe Kebapçısı”) olmak üzere iki çevirisi yine aynı dergide yayımlandı. 1930 yılında Ankara’da toplanan Türkçe ve Edebiyat Muallimleri Kongresi’nde, Osmanlı edebiyatının tedrisattan kaldırılması ve okullarda edebiyat tarihinin, Tanzimat’ı başlangıç kabul ederek okutulması gerektiğini söyleyen Tanpınar, kongrede önemli tartışmaların doğmasına sebep oldu. Aynı yıl Ahmet Kutsi Tecer ile beraber Ankara’da Görüş dergisini çıkarmaya başladı. 1932 yılında Kadıköy Lisesi’ne atanması üzerine İstanbul’a döndü. Ahmet Haşim’in ölümü üzerine 1933’te Sanayi-i Nefise’de sanat tarihi öğretmeni olarak görevlendirildi. 1934’te Akademi’nin Estetik ve Mitoloji derslerine de girmeye başladı. Yahya Kemal’in İspanya’daki büyükelçilik görevinden döndüğü 1934 yılında Yahya Kemal üzerine iki yazı yayımladı. Artık dikkatini Türk edebiyatı üzerine yoğunlaştıran Ahmet Hamdi, 1936 yılında Tangazetesinde “Son Yirmi Beş Senenin Mısraları” adı altında beş yazılık bir deneme serisi yayımlamıştır. Aynı yıl ilk hikâyesi “Geçmiş Zaman Elbiseleri”ni tefrika etmeye başladı; ancak bu tefrika 1939 yılında Oluş dergisinde tamamlanabilecektir. 1937 yılında Tevfik Fikret hakkındaki antolojisi Tanpınar’ın yayımlanan ilk kitabıdır. Aynı yıl Abdülhak Hamit Tarhan üzerine de bir yazısı yayımlanmıştır. Tanzimat’ın 100. yıldönümü dolayısıyla 1939’da eğitim bakanı Hasan Âli Yücel’in emriyle Edebiyat Fakültesi bünyesinde kurulan 19. Asır Türk Edebiyatı kürsüsüne, doktorası olmadığı hâlde, Yeni Türk Edebiyatı profesörü olarak atandı ve Tazimat’tan sonraki Türk edebiyatının tarihini yazmakla görevlendirildi. Hazırladığı edebiyat tarihinin de etkisiyle 1940’lı yıllarda yazı faaliyetleri yeni Türk edebiyatı etrafında şekillendirdi. Kitap tanıtım yazıları ve İslam Ansiklopedisi’ne maddeler yazdı. 1940 yılında 39 yaşındayken Kırklareli'nde topçu teğmeni olarak askerliğini yaptı. En tanınmış şiiri olan “Bursa’da Zaman”ın ilk hâli “Bursa’da Hülya Saatleri” adıyla 1941’deÜlkü mecmuasında yayımlandı. İkinci kitabı olan “Namık Kemal Antolojisi”ni 1942 yılında yayımladı. 1942’deki ara seçimlerde Maraş milletvekili seçilen Tanpınar, 1946 seçimlerine kadar milletvekilliği yaptı. 1943’te öykülerini içeren “Abdullah Efendinin Rüyaları”’nı yayımladı. Bu, onun basılı ilk edebiyat yapıtıdır. Aynı yıl “Yağmur”, “Güller ve Kadehler” ve “Raks” gibi ünlü şiirleri yayımlandı; “Bursa’da Hülya Saatleri” şiiri, “Bursa’da Zaman” adıyla tekrar basıldı. İlk romanı Mahur Beste 1944’te Ülkü dergisinde tefrika edildi. Tanpınar’ın önemli çalışması Beş Şehir, 1946’da kitaplaştı. 1946 seçimlerinde parti tarafından tekrar milletvekilliğine aday gösterilmeyince bir süre Millî Eğitim Bakanlığı’nda orta öğretim müfettişliği yapan Tanpınar, iki yıl sonra Güzel Sanatlar Akademisi Estetik hocalığına, ardından Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ndeki görevine döndü. Huzur romanı 1948’de Cumhuriyet'te tefrika edildikten sonra büyük değişikliklerle kitap haline getirilip 1949’da yayımlandı. Aynı yıl Milli Eğitim BakanıHasan Ali Yücel’in ısmarladığı XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi adlı eserinin 600 sayfalık ilk cildini yayımladı. İki cilt olarak tasarladığı bu eserin ikinci cildi yarım kalmıştır. Sahnenin Dışındakiler adlı romanı 1950’de Yeni İstanbul gazetesinde tefrika edildi. 1953’te Edebiyat Fakültesi, Tanpınar’ı altı aylığına Avrupa’ya gönderdi. 1954 yılında Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanının Yeni İstanbul gazetesinde tefrikası yapıldı; 1955 yılında ise ikinci hikâye kitabı olan Yaz Yağmuru yayımlandı. 1957 ve 1958 yıllarında Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazılarına ağırlık verdi. 1959’da edebiyat tarihinin ikinci cildi için kaynak toplamak üzere Rockefeller bursuyla bir yıllığına yeniden Avrupa’ya gitti. Sağlığında yayımladığı 74 şiirinden ancak otuz yedisi ile, tek şiir kitabını çıkardı: Şiirler (1961; Bütün Şiirleri adıyla genişletilmiş olarak 1976). Aynı Yıl Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitaplaştı. 24 Ocak 1962 günü geçirdiği kalp spazmı sonucu hayatını kaybetti. Cenazesi Aşiyan Mezarlığında Yahya Kemal'e yakın bir yere defnedilmiştir. Mezartaşı üzerinde çok bilinen "Ne İçindeyim Zamanın" şiirinin ilk iki mısrası yazılmıştır: "Ne içindeyim zamanın / Ne de büsbütün dışında". Ölümünden sonra Ahmet Hamdi Tanpınar’ın sağlığında yayımlatamadığı birçok çalışması ölümünü takip eden yıllarda teker teker yayımlanmıştır.[6] Enis Batur 1992 yılında "Ahmet Hamdi Tanpınar'dan Seçmeler" adlı bir kitap hazırladı. 1998 yılında da Canan Yücel Eronat tarafından hazırlanan “Tanpınar’dan Hasan Âli Yücel’e Mektuplar” kitaplaştı. Tanpınar’ın önceki kitaplara girmemiş yazıları ve söyleşileri ise "Mücevherlerin Sırrı" adlı altında toplanarak yayımlandı. Tanpınar'ın 1953 yılında yazmaya başladığı ve 1962 yılında vefatına kadar tuttuğu notlar 2007 yılının sonunda "Günlüklerin Işığında Tanpınar'la Başbaşa" adıyla kitaplaştı.