En tehlikeli psikolojik işaret panik değildir. Ne öfke ne de keder. Asıl tehlike doğal olmayan bir sakinliktir. Hissetmen gerekeni artık hissetmediğin andır. Bir insan yarasına bakar ve hiçbir şey hissetmiyorsa, buna hemen "güç" deme. Çoğu zaman bu zihnin son savunma hattıdır. Ruh ego ayakta kalabilsin diye kendini uyuşturur. Bu an hayatın sessizce mekanikleştiği andır. Konuşursun çalışırsın gülersin ama içindeki bir parça karanlığa çekilmiştir. Bu sakinliği; çöküşlerden önce, kopuşlardan önce hayattan ani kayboluşlardan önce çok gördüm. Çünkü duygu öldüğünde vicdan çoğu zaman peşinden gider. Vicdan sustuğunda, zihin seninle gizlice pazarlık yapmaya başlar. "Sorun yok" der. "Hiçbir şeyin önemi yok" der. Soğuk çözümleri sıcak bir mantıkla sunar. İşte bu yüzden tetikte kalman gerekir. Bilinçdışı sembollerle konuşur. Evinin içinde boş odalar olan bir rüya, tanıdık ama abancı hissettiren bir yüz, gözlerinin arkasında hiçbir şey yansıtmayan bir ayna. Bunlar şiirsel tesadüfler değildir. Bunlar uyarıdır. Sağlıklı bir zihin acıyı hisseder ve orada kalabilir. Tehlikeli bir zihin ise hiçbir şey hissetmez ve buna "huzur" adını verir. O yüzden bu sakinliği kutlama. Onunla otur. Yani eğer bu sakinliği fark ediyorsan bu uyuşmuş, hissizleşmiş iç iklimi... Kendine şunu sor: "Neyi diri diri gömdüm?" Çünkü hissetmeyi reddettiğin şey yok olmaz bekler. Ve geri döner. Ama bu kez duygu olarak kader olarak.
Jung
Üzerine söz söylenemeyen bir söz gibi
gölün tam ortasında
bir siyah kuğu duruyorsa
o da alışmıştır mutlaka siyah bir kuğu olmaya
Ölümü yavaşlatmaya ve fazla gorünür durmaya
Başka türlü kalıp
bitkin düşürücü bu yükle yaşamaya.
Daha fazla dayanamayarak bıraktım. Kitapta yaklaşık 120 karakter var insaf. İsimler lakaplar cinsiyetler ünvanlar vb kitabın üçte birini oluşturuyor. Çakma ve bir yere gitmeyen bir hikaye de cabası. Yani ortalığı ateş vermeden yazılan güzel fantastik türünde kitaplar var. B.k varmış gibide 1000 sayfa neredeyse üskelik bir de ikinci kitabı da varmış.