Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·442 syf.··
Beğendi
·
2020 8. kitabı
Bir aşkın öyküsü. Ama İstanbul kokan bir aşkın öyküsü bu. Romanı yaşamak için karekteri olmaya ne hacet. Bu gün bu topraklarda benzeri toplumsal sorunların devam ettiği ve bir düzelmeye beş düzensizleştiği, iyisi adına üstesinden gelmek hemen hemen hiç mümkün olamayan nice durumlar buhranındayız... Doğusundan batısına hala güncel olaylar silsilesi -kuşaklar değişsede, yaşamaya devam... Bir ithafa binaen kaleme dökülmüş okunası bir Cumhuriyetin ilk yılları esintili, savaş korkulu kavuşma duyguları taşıyan bir güzel roman... Ellerine sağlık Ahmet Hamdi Tanpınar ve tüm emeği geçenlere teşekkürler. Keyifli okumalar.
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Yapı Kredi Yayınları · 200221,3bin okunma
Puan vermedi·
Beğendi
Ahmet Hamdi Tanpınar edebi kişiliği ve edebiyata getirdiği yeniliklerle takdire şayan bir yazardır. Daha önce saatleri ayarlama enstitüsü kitabı ile onunla tanıştım ve huzur kitabını da okumak istedim. Bu roman da bazı metaforlar vardı özellikle Suat karakteri şeytanı yansıtan özelliklere sahipti ve roman kahramanlarının hayatını mahvetmişti. Onun dışında romanın asıl konusu aşktı. Mümtaz ve Nuran'ın doludizgin sevgisi, sürekli İstanbulda yeni yerler keşfetmeleri vapur gezileri, İstanbul'un mimari özelliklerini sürekli kullanılması romana bir kat daha hayranlığımı artırdı. Kısacası roman aslında huzursuz olan insanların huzuru araması ile ilgiliydi ve herkesin kendinden bir şeyler bulacağı ve kelime hazinesine yeni kelimeler katacağı çok iyi bir eserdi.
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Yapı Kredi Yayınları · 200221,3bin okunma
Uzviyetimizin köşesinde huzuru bulmak
9/10
·442 syf.··
2021 288. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2021 03:34
Edebiyatımızın önemli yapıtlarından olan eser; özünde yazarının da belirttiği gibi, baş karakter Mümtaz ile Nuran'ın hüzün dolu aşkıdır. Gerçekte 2.dünya savaşının başladığı tarihte 24 saati kapsayan roman, 4 ana karakter başlıklı bölümlerinde anlatıcının dilinden Mümtaz'ın bilincinin aktarımı şeklinde verilir ki, bu yönüyle Bilinç Akışına kayan İç monolog (iç ses) tekniğiyle modernist ögeler de taşır. Düşünce biçimine Son Baskı diyen, çevresindeki bir yolu Hasta olarak nitelendirecek kadar gözlemci, eski ile yeni arasında kalmış entellektüel baş karakter Mümtaz; sevgilisi ve toplumdaki kadın imgesini hissettiren, kültürel şartların tipik kadını Nuran; amcasının oğlu, geçmişe hakim, Doğu'yu yadsımayan, geniş kültüre sahip ve Mümtaz'ın idolü İhsan; Batı'nın düşünce biçimini benimsemiş, hayatı oyun olarak gören Varoluşcu Suad. Derin bir aşkı sevgilisinin yürüyüşünden evine, yaşayışına kadar sevmek gibi adeta bir proje olarak anlayan Mümtaz, akrabası Suad ile kesiştiği bu aşk üçgeninden Suad'ın intiharı ve Nuran'ın terk etmesiyle çıkacak mıdır? #bergson 'un zaman kavramını eserlerinde kullanan Tanpınar, kitabındaki inanılmaz betimleme, karakter tahlilleriyle göz dolduruyor. Karakterlerin Doğu&Batı paradoksunu, unutturulan Dede efendi musikisinde ve eski mimari yapıların anlatımında tartışmaları esere müthiş derinlik katıyor doğrusu. Tanzimattan başlayan geçmişten kopuş; Meşrutiyet hatta Cumhuriyet dönem sorgularında, kaybolan Mevlevi dervişlerinde (Derviş Emin Efendi'nin Batı sanatçılarıyla karşılaştırılması) hissediliyor. #huxley 'in Tanrı'nın varlığını #beethoven 'ın La mineur Kuvartet'inde bulması gibi, yazar da romanı bir müzikal formda çatıyı kurarak, şiirlerinde de bahsettiği yekpare zamanın kendi iç sesimizden çıkacağını varsayıyor. #maupassant #mallarme ve
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Yapı Kredi Yayınları · 200221,3bin okunma
Puan vermedi·442 syf.··
2023 11. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2023 08:19
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ikinci dünya savaşı sırasında toplumun huzur ve huzursuzluklarını ele aldığı romanıdır. Eserin ana konusu Mümtaz ve Nuran'ın aşkıdır. Sevgilisi Nuran’a kavuşma – kavuşamama gelgitleri yaşayan Mümtaz; varoluş sorununa çare arayan bir İstanbulludur. Bir çocuklu Nuran, Mümtaz’ı seven ama toplum baskısı ve dedikodulardan bunalmış, topluma karşı yenilen ve sevgisini yokedip, Mümtaz’la evlenmekten vazgeçen, kitabın ana kadın kahramanı. Romanda hâkim temalar ise "aşk" ve "huzursuzluk"tur. Dil olarak, türkçe sade bir şekilde kullanılmış bazı arapça kelimeler var fakat açıp sözlüğe bakma ihtiyacı duymuyorsunuz. .Türk edebiyatı sevenler okuyabilir.
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Yapı Kredi Yayınları · 200221,3bin okunma
9/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2021 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2021 21:57
“Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare, geniş bir ânın. Parçalanmaz akışında...” muhteşem dizelerinin sahibi Ahmet Hamdi Tanpınar, şairliğinin yanısıra, modernist bir yazar, Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi ve siyasetçi idi. Bu kitabı yazarken şairliğinin de etkisiyle şiirsel bir dil ve zengin bir Türkçe kullanmış. Özellikle bu kitapta ve -öğrendiğim kadarıyla- Mahur Beste eserinde müzik bilgisinin muazzamlığına da tanık oluyoruz. Kendisinden yerli Proust diye söz edilen yazarımız, Proust’a benzer olarak zamanda geriye dönüş tekniğini kullanmış. Ayrıca “Kayıp Zamanın İzinde” serisinde Proust’un da geniş müzik bilgisine şahit olmuştuk. Normalde hikaye 1 günde geçiyor ama hikayenin kahramanı Mümtaz, sonunu önceden söylediği olayların 2 yıl öncesine dönerek her şeyi baştan anlatıyor. Hikaye boyunca 1939 yılı İstanbul’unun tarihi mekanlarında gezip İstanbul’un güzel manzarasını keyifle izliyoruz. Mümtaz’ın aşkı ile yaşama sevinci buluyoruz. Ancak saadetimiz kısa sürüyor ve huzurdan çok huzursuzluk buluyoruz. Öncelikle; başkahramanımızın babası 11 yaşındayken Rumlar tarafından öldürülüyor ve Rumlar’dan kaçarken annesi de hastalanıp ölüyor. Küçük yaşta öksüz kalan Mümtaz’ı yetiştiren kuzeni -ancak adeta babası- İhsan çok hasta. İhsan Galatasaray Lisesinde Tarih öğretmeni. Mümtaz’a Divan şiiri sevgisini aşılayan ve “Madem okuyorsun, bari en iyisini oku” direyerek onu Baudelaire ile tanıştıran İhsanın aydın kişiliğini sevmemek imkansız. 2. Dünya Savaşının hemen öncesinde olmamızdan dolayı ortam huzursuz. Mümtaz aşk acısı çekiyor. Doğu ve Batı arasında sıkışmış halkımızın sosyolojik yapısına tarafsız ve anlamlı eleştiriler yapan yazarımıza hak versek de doğal olarak bu konu da bir mutluluk sebebi değil. Romanın sonuna doğru “Huzuru Nuran’da değil, içimde
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Yapı Kredi Yayınları · 200221,3bin okunma
10/10
·442 syf.··
2018 1. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2018 00:00
'Bir şairin romanı' diyor Mehmed Kaplan. Huzur için en doğru tanımlardan biri. Çünkü 'bir hikayenin behemehal bir yerde başlayıp bir yerde bitmesi, behemehal kahraman kesif şekilde, döşenmiş bir rayda yürüyen lokomotif gibi yürümesine lüzum yoktur.' Huzur bir ray üzerinde, minvalinde giden bir roman değildir. İnce ince işlenmiş bir dünya çıkıyor karşımıza Huzur'da. Karakterler -ki Mehmed Kaplan'ın da dediği gibi bir karakter romanı olduğunu söylemek yanlış olmaz- Doğu ile Batı arasında iliklenmeye çalışıyorlar. Tanpınar bu huzursuzluğu, arayışları, bulamayışları, düşünceleri ve sanatı bütün lezzetiyle ortaya dökmüş. Romanın aslında esas konusu Mümtaz ve Nuran'ın aşkı gibi görünse de bu sathı oluşturmak için sağlam temelleri atılmış başka mevzular ile karşılaşıyoruz. Gerçekten çok şuurlu bir rüyanın içine bırakıyor bizi Tanpınar. Karakterler dış dünyaya doğrudan bağlı değiller. Rüya diyebileceğimiz -ama ilk anlamının dışında daha şuurlu bir rüya- durumun ardından dünyaya bakıyorlar. Bu 'rüya' mimarî, musiki ile kendisini tamamlıyor. Özellikle de musiki. Musikiyle adeta bir vecd haline geçen karakterler 'ne zamanın içinde ne de büsbütün dışında'lar. Dört bölümden oluşan romanda zaman da değişken, bir daha geri dönmeyen anlar halini alıyor. Aslında yaklaşık yirmi dört saat içinde geçen roman ikinci ve üçüncü bölümlerde geri kırılmalarla geçmişe dönüyor. Romanda neredeyse hareket bulmak imkansız. Her şey ağır tempoda mekanla, mimarî ile birleşerek devam ediyor. Romanda hareket diyebileceğimiz noktalardan biri Suad kahramanında ön plana çıkıyor. Her karakter kendi içinde romana ciddi şekiller verse de asıl diyebileceğimiz üç karakter mevcut; Mümtaz, Nuran ve Suad. Mümtaz 'geniş zaman şuuru' ile yaşamakta ve onun için hayat, manasını hareketle değil düşünmek, hayal kurmak
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Yapı Kredi Yayınları · 200221,3bin okunma
Mümtaz ile Nuran'ın Aşkı
10/10
·442 syf.··
Beğendi
·
2016 6. kitabı
·
93 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2016 19:05
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur'u, Türk Edebiyatı'nda köşe taşı romanlardan biridir. Edebiyat çevrelerinde yapılan soruşturmalarda on romandan biri olarak yerini her zaman korumaktadır. Modern Türk Edebiyatı'nda Huzur, kurgusu, dili ve yapısı itibariyle niteliğini ortaya koymuş, gerçekçi ve yer yer karamsar atmosferiyle her zaman zevkle okunan bir kitap olmuştur. Roman ikinci Dünya Savaşı öncesinde tedirgin bir ortamda Mümtaz karakterine odaklanır. Mümtaz'ın hayattan beklentileri, hayal kırıklıkları ve tedirginlikleri işlenir. Daha sonra tanıştığı Nuran karakteri ile aralarında aralarında başlayan tutkulu aşk aralarına giren Suat karakteriyle sonlanır. Romanın konusu bu minval üzere olsa da Doğu ile Batı arasındaki farklar, Abdülhamid dönemi eleştirisi, hayata bakıştaki farklar gibi bir yığın sosyal sorunlar satır aralarında tatmin edici biçimde işlenir. Huzur rahat ve zevk alarak okuduğum en nitelikli Türk Edebiyatı'nın temel metinlerinde biridir. Mümtaz ile Nuran'ın bir an önce kavuşması için okuyucu heyecanlanır. Bu aşkın müspet bir biçimde sonlanmasını bekler. Huzur üzerine söyleyebilecek fazla bir şey yok. Türk Edebiyatı'nın bu en nitelikli eseri edebiyatseverler tarafından mutlaka okunmalıdır. Aşk, evlilik, sadakat gibi bir çok konu düşündürücü biçimde işlemekte ve okuyucu tarafından sorgulamaktadır.
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Yapı Kredi Yayınları · 200221,3bin okunma
Puan vermedi·442 syf.··
2025 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2025 18:21
İşte bitti Ahmet Hamdi'nin müccerret düşünüş dünyasının bir tassavvuru olan bu kitabı yani "Huzur" Ahmet Hamdi Tanpınar adıyla bilinen sözcükleri tıpkı teggani eden bir meggani mükemmeliyetciliğiyle dizen ve bunu bir çeşit itiyata çevirmiş fabrikanın mazmunlarıyla açıklamak gerekirse Bu kitap Füsun ile Hüsünün eşsiz bir halitası Behemal kabil oldukça her 5 10 senede bir tekrar okuyacak olduğum bir eser yazın dünyamızın eşsiz bir parçası
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Yapı Kredi Yayınları · 200221,3bin okunma
Bana hitap etmeyen bir kitap sanki adamın canı sıkılmışta bir şeyler karalayayım demiş akıcılık yok sürekli ana hikayeden kopmalar var. Zamanda bir ileri bir geri gitmeler var. Kitabı okutmamak için uğraşılmış gibi. Bunu sıkılmadan sonuna kadar okuyan bordo berelidir. Yarım bıraktım.
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Yapı Kredi Yayınları · 200221,3bin okunma
Puan vermedi·
Sonlara doğru akıcılaşmaya başlayan, huzur veren bir roman.() Günümüz eğitim sistemi, işsizlik gibi konular üzerine de yüzeysel olarak değinmiş. Öngörülü bir yazar olması ayrıca dikkatimi çekti. Kaliteli yazarlar hiç unutulmasın. ️️️
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Yapı Kredi Yayınları · 200221,3bin okunma

Yazar Hakkında

Ahmet Hamdi TanpınarYazar · 30 kitap
Ahmet Hamdi Tanpınar, Türk romancı, öykücü , şair, öğretmen, çevirmen, edebiyat tarihçisi, siyasetçiydi. Cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerinden olan Ahmet Hamdi Tanpınar; "Bursa'da Zaman" şiiri ile geniş bir okuyucu kitlesi tarafından tanınmış bir şairdir. Şiir, hikâye, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi gibi birçok alanda eser veren sanatçının başlıca eserleri Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanları, Beş Şehir adlı şehir monogrofisidir. Bir bilim adamı olarak “XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi” adlı eseriyle edebiyat tarihçiliğine yeni bir görüş ve bakış açısı getirmiştir. TBMM VII. dönem Maraş milletvekilidir. Yaşamı 23 Haziran 1901'de İstanbul'da Şehzadebaşı’nda doğdu. Babası Gürcü asıllı Hüseyin Fikri Efendi, annesi Nesime Bahriye Hanım’dır. Tanpınar, ailenin üç çocuğundan en küçüğüdür. Çocukluğu, kadı olan babasının görev yaptığı Ergani, Sinop, Siirt, Kerkük ve Antalya’da geçti. Annesini Kerkük’ten yaptıkları bir yolculuk sırasında 1915’te tifüsten kaybetti. Lise öğrenimini Antalya’da tamamladıktan sonra yükseköğrenim için İstanbul’a gitti. Halkalı Ziraat Mektebi'nde bir yıl yatılı olarak okuduktan sonra 1919 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne girdi. Yahya Kemal’in öğrencisi oldu. Yahya Kemal onun şiir zevkinin, millet ve tarih hakkında görüşlerinin oluşmasında önemli rol oynadı. Celâl Sahir Erozan’ın bir şiir ve hikâye toplamı şeklinde yayımladığı seriden “Altıncı Kitap”’daki “Musul Akşamları”, yayımladığı ilk şiir oldu (Temmuz 1920)[6] Yahya Kemal’in çıkardığı Dergâh’ta 1921-1923 arasında 11 şiiri yayımlandı. 1923 yılında Şeyhî’nin Hüsrev ü Şirin adlı mesnevisi üzerine yazdığı lisans teziyle Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1923’te Erzurum Lisesi’nde edebiyat öğretmenliğine başlayan Ahmet Hamdi 1925’te Konya Lisesi’ne, 1927’de Ankara Erkek Lisesi’ne tayin oldu. Konya’da iken bir Mevlevi ayininde Itrî’nin bir eserini dinleyerek Klasik Türk Müziği ile tanıştı. 1930-1932 arasında Gazi Terbiye Enstitüsü’nde edebiyat öğretmenliği yaptı; bir yandan da Ankara Kız ve Erkek Liselerinde ders vermeye devam etti. Gazi Terbiye Enstitüsü’nün bünyesindeki Musiki Mualli Mektebi, onun klasik batı müziği ile tanışmasını sağladı. Bu dönemde yeniden şiir yayımlamaya başladı. 1926’da Millî Mecmua’da yayımlanan “Ölü” şiirinden sonra 1927 ve 1928 yıllarında (“Leylâ” şiiri hariç) hepsi Hayat dergisinde olmak üzere toplam yedi şiir yayımladı. İlk yazısı ise 20 Aralık 1928’de yine Hayat dergisinde çıktı. Şiir dışında ikinci bir çalışma alanı olarak çeviriye başlayan Ahmet Hamdi’nin 1929 yılında biri E.T.A. Hoffmann’dan (“Kremon Kemanı”), diğeri iseAnatole France’tan (“Kaz Ayaklı Kraliçe Kebapçısı”) olmak üzere iki çevirisi yine aynı dergide yayımlandı. 1930 yılında Ankara’da toplanan Türkçe ve Edebiyat Muallimleri Kongresi’nde, Osmanlı edebiyatının tedrisattan kaldırılması ve okullarda edebiyat tarihinin, Tanzimat’ı başlangıç kabul ederek okutulması gerektiğini söyleyen Tanpınar, kongrede önemli tartışmaların doğmasına sebep oldu. Aynı yıl Ahmet Kutsi Tecer ile beraber Ankara’da Görüş dergisini çıkarmaya başladı. 1932 yılında Kadıköy Lisesi’ne atanması üzerine İstanbul’a döndü. Ahmet Haşim’in ölümü üzerine 1933’te Sanayi-i Nefise’de sanat tarihi öğretmeni olarak görevlendirildi. 1934’te Akademi’nin Estetik ve Mitoloji derslerine de girmeye başladı. Yahya Kemal’in İspanya’daki büyükelçilik görevinden döndüğü 1934 yılında Yahya Kemal üzerine iki yazı yayımladı. Artık dikkatini Türk edebiyatı üzerine yoğunlaştıran Ahmet Hamdi, 1936 yılında Tangazetesinde “Son Yirmi Beş Senenin Mısraları” adı altında beş yazılık bir deneme serisi yayımlamıştır. Aynı yıl ilk hikâyesi “Geçmiş Zaman Elbiseleri”ni tefrika etmeye başladı; ancak bu tefrika 1939 yılında Oluş dergisinde tamamlanabilecektir. 1937 yılında Tevfik Fikret hakkındaki antolojisi Tanpınar’ın yayımlanan ilk kitabıdır. Aynı yıl Abdülhak Hamit Tarhan üzerine de bir yazısı yayımlanmıştır. Tanzimat’ın 100. yıldönümü dolayısıyla 1939’da eğitim bakanı Hasan Âli Yücel’in emriyle Edebiyat Fakültesi bünyesinde kurulan 19. Asır Türk Edebiyatı kürsüsüne, doktorası olmadığı hâlde, Yeni Türk Edebiyatı profesörü olarak atandı ve Tazimat’tan sonraki Türk edebiyatının tarihini yazmakla görevlendirildi. Hazırladığı edebiyat tarihinin de etkisiyle 1940’lı yıllarda yazı faaliyetleri yeni Türk edebiyatı etrafında şekillendirdi. Kitap tanıtım yazıları ve İslam Ansiklopedisi’ne maddeler yazdı. 1940 yılında 39 yaşındayken Kırklareli'nde topçu teğmeni olarak askerliğini yaptı. En tanınmış şiiri olan “Bursa’da Zaman”ın ilk hâli “Bursa’da Hülya Saatleri” adıyla 1941’deÜlkü mecmuasında yayımlandı. İkinci kitabı olan “Namık Kemal Antolojisi”ni 1942 yılında yayımladı. 1942’deki ara seçimlerde Maraş milletvekili seçilen Tanpınar, 1946 seçimlerine kadar milletvekilliği yaptı. 1943’te öykülerini içeren “Abdullah Efendinin Rüyaları”’nı yayımladı. Bu, onun basılı ilk edebiyat yapıtıdır. Aynı yıl “Yağmur”, “Güller ve Kadehler” ve “Raks” gibi ünlü şiirleri yayımlandı; “Bursa’da Hülya Saatleri” şiiri, “Bursa’da Zaman” adıyla tekrar basıldı. İlk romanı Mahur Beste 1944’te Ülkü dergisinde tefrika edildi. Tanpınar’ın önemli çalışması Beş Şehir, 1946’da kitaplaştı. 1946 seçimlerinde parti tarafından tekrar milletvekilliğine aday gösterilmeyince bir süre Millî Eğitim Bakanlığı’nda orta öğretim müfettişliği yapan Tanpınar, iki yıl sonra Güzel Sanatlar Akademisi Estetik hocalığına, ardından Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ndeki görevine döndü. Huzur romanı 1948’de Cumhuriyet'te tefrika edildikten sonra büyük değişikliklerle kitap haline getirilip 1949’da yayımlandı. Aynı yıl Milli Eğitim BakanıHasan Ali Yücel’in ısmarladığı XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi adlı eserinin 600 sayfalık ilk cildini yayımladı. İki cilt olarak tasarladığı bu eserin ikinci cildi yarım kalmıştır. Sahnenin Dışındakiler adlı romanı 1950’de Yeni İstanbul gazetesinde tefrika edildi. 1953’te Edebiyat Fakültesi, Tanpınar’ı altı aylığına Avrupa’ya gönderdi. 1954 yılında Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanının Yeni İstanbul gazetesinde tefrikası yapıldı; 1955 yılında ise ikinci hikâye kitabı olan Yaz Yağmuru yayımlandı. 1957 ve 1958 yıllarında Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazılarına ağırlık verdi. 1959’da edebiyat tarihinin ikinci cildi için kaynak toplamak üzere Rockefeller bursuyla bir yıllığına yeniden Avrupa’ya gitti. Sağlığında yayımladığı 74 şiirinden ancak otuz yedisi ile, tek şiir kitabını çıkardı: Şiirler (1961; Bütün Şiirleri adıyla genişletilmiş olarak 1976). Aynı Yıl Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitaplaştı. 24 Ocak 1962 günü geçirdiği kalp spazmı sonucu hayatını kaybetti. Cenazesi Aşiyan Mezarlığında Yahya Kemal'e yakın bir yere defnedilmiştir. Mezartaşı üzerinde çok bilinen "Ne İçindeyim Zamanın" şiirinin ilk iki mısrası yazılmıştır: "Ne içindeyim zamanın / Ne de büsbütün dışında". Ölümünden sonra Ahmet Hamdi Tanpınar’ın sağlığında yayımlatamadığı birçok çalışması ölümünü takip eden yıllarda teker teker yayımlanmıştır.[6] Enis Batur 1992 yılında "Ahmet Hamdi Tanpınar'dan Seçmeler" adlı bir kitap hazırladı. 1998 yılında da Canan Yücel Eronat tarafından hazırlanan “Tanpınar’dan Hasan Âli Yücel’e Mektuplar” kitaplaştı. Tanpınar’ın önceki kitaplara girmemiş yazıları ve söyleşileri ise "Mücevherlerin Sırrı" adlı altında toplanarak yayımlandı. Tanpınar'ın 1953 yılında yazmaya başladığı ve 1962 yılında vefatına kadar tuttuğu notlar 2007 yılının sonunda "Günlüklerin Işığında Tanpınar'la Başbaşa" adıyla kitaplaştı.