Victor Hugo’nun Sefiller’i, insan ruhunun karanlıklarına inip oradan bir avuç aydınlık çekip çıkaran nadide eserlerden. Okurken kimi zaman içime dokunan bir sızı, kimi zaman da sanki kalbime ağır bir taş koymuşlar gibi bir ağırlık hissettim. Zira bu roman, yalnızca Jean Valjean’ın hikâyesi değildir; her birimizin içindeki “iyi” ile “kötü”nün ebedî hesaplaşmasının kitabıdır.
Mükemmel betimlemeyle insan Paris sokaklarında yürürken hissediyor kendini. Fakirlik sadece cebin değil; ruhunda çöküşüymüş.
Bir tokat misali hatırlatıyor sana.
Suçlu damgası taşıyan bir adamın, iyilik yapmaya çalışırken bile gölgesinden kaçamayışını okurken, “insanı toplum mu kirletir, yoksa insan kendi kirini mi taşır?” diye sordum kendime.
Hülâsa: Bu romanı okurken hissettiğim şey şu oldu. İnsan bazen yenilir, bazen yeniler. Ama en nihayetinde insanı kurtaran da mahveden de yine insanın kendisidir.