Gönderi

10/10
·107 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
Karşı çıkan biri şöyle diyebilir, “Dolayısıyla, bu ilim Yaradan’ın ifşasında belli bir ölçü de ödüllendirilmiş kişiler içindir. Ancak, insanların çoğunluğunun bu yüce ilmi bilme gerekliliği ne olabilir ki?” Aslında, dini vecibelerin öncelikli amacının sadece davranışları arılaştırma olduğu yaygın fikri vardır, yani arzulanan her şey fiziksel dini vecibelerle, hiçbir ekleme yapmadan veya bundan hiçbir sonuç gerekmeden, incelemekle ilgilidir. Eğer böyle olsaydı, sadece ifşa olanı ve uygulamalı eylemleri çalışmak yeterlidir diyenler haklı olurdu. Ancak durum böyle değildir. Bilgelerimiz zaten söylemişti, “Yaradan, kişinin boğazdan mı enseden mi kurban kestiğini neden önemsesin? Sonuçta, sevaplar sadece insanları arındırmak için verilmiştir.” Dolayısıyla, hareketlerin incelenmesinin ötesinde bir amaç vardır ve hareketler sadece bu amacın hazırlıklarıdır. Bu nedenle, açıkçası, eğer hareketler arzulanan bu amaç için düzenlememişse sanki hiçbir şey mevcut değil gibidir. Ayrıca, Zohar’da şöyle yazılmaktadır: “Amaçsız bir sevap, tıpkı ruhsuz bir beden gibidir.” Dolayısıyla, amaç da harekete eşlik etmelidir. Bir diğer yandan hedef, eylem yapmaya değer, gerçek bir hedef olmalıdır, bilgelerimiz bununla ilgili şöyle dediler: “‘Seni insanlardan ayıracağım ki Benim olasın,’ böylece onlardan ayrılığın Benim Adıma olacak. Kimsenin, ‘domuz eti yemesi imkânsızdır’ demesine izin verme. Tersine, kişi şöyle demeli ‘mümkün ama ne yapabilirim ki Cennetteki Babam beni mahkûm etti.’” Dolayısıyla, eğer kişi iğrendiğinden ya da başka bedensel zarardan dolayı domuz etinden kaçınırsa, dini vecibelere göre yasaklı olan tek ve düzgün niyeti olmadığı sürece, domuz eti yememesi sevap olarak kabul edilmez. Her bir sevap ile böyledir ve sadece o zaman kişinin bedeni zaman içinde sevabı çalışarak arınır ki arzulanan amaç budur.
Ruh ve BedenMichael Laitman · Alter Yayınları · 201317 okunma
·
44 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.