8/10
·413 syf.··
2025 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2025 23:16
cengiz aytmatov’un 2025 yılında okuduğum on beşinci ve son eseri. orijinal yayın tarihi 1980 olan, ülkemizde çeşitli yayınevleri tarafından genellikle 350-500 sayfa aralığında basılan bu kitabı ben refik özdek çevirisiyle okudum. aytmatov’un neredeyse her eserinde olduğu gibi, bu kitabında da dil oldukça sade ve netti. ayrıca bu yapıt; dişi kurdun rüyaları kitabında da görüldüğü üzere, yazarın diğer kitaplarındaki yerel anlatım tarzının aksine, daha evrensel bir bakış açısıyla yazdığı bir eserdir. kitap en basit haliyle; yedigey adında bir adamın, kadim dostu kazangap’ı geleneklere uygun bir şekilde "ana-beyit" mezarlığına defnetme çabasını anlatıyor. hikâyenin neredeyse tamamı, cenazeyi mezarlığa götürmeye çalışan küçük bir grubun o tek bir günde geçen yolculuğuna odaklanıyor. ancak aytmatov bu tek günü, yedigey’in anılarıyla (geriye dönüşlerle) öyle bir esnetiyor ki; o bir güne koca bir ömür, bir halkın trajedisi ve sovyet rejiminin boğucu luğu kalıyor. --- spoiler --- * yedigey (boranlı yedigey): romanın başkahramanı ve vicdanıdır. geçmişe, geleneklere ve insanı insan yapan vefa, dostluk gibi değerlere sıkı sıkıya bağlıdır. * kazangap: yedigey’in en yakın dostu ve sırdaşıdır. hikâye onun ölümüyle başlar. kazangap, yedigey’in temsil ettiği "eski dünyanın" ve bozkır geleneklerinin son temsilcilerinden biridir. * abutallip kuttubayev: aytmatov’un stalin döneminde öldürülen idealist babasının bir yansıması ve kamu idealizmine aşık bir karakterdir. adeta yavuz turgul’un gönül yarası filmindeki nazım karakterinin bir benzeridir. savaştan kaçıp boranlı istasyonuna sığınan, bilgili ve aydın bir öğretmendir. yaşadıklarını ve bildiklerini gizlice yazması, yani "hafızayı kaydetme" çabası, sovyet rejimi tarafından cezalandırılmasına neden olur. kitabın temposu için "yavaş" denebilir ancak birkaç yer hariç asla sıkıcı olduğu söylenemez. eski bir ağıt niteliğindeki bu eser, sovyet-abd ortak uzay macerasıyla birleşerek modern edebiyatın sınırlarına giriyor; aksi takdirde konusu halk hikâyeleri kadar evrensel ve köklü. romanın en sarsıcı unsurlarından biri olan mankurtlaştırma (juan-juanların insanın başına deri geçirme işkencesi) ve nayman ana’nın hikâyesi unutulmazdır. öte yandan balık yakalama veya katanar’ın maceraları gibi bazı bölümlerin, kitabı gereksiz yere uzattığını düşünüyorum. buna karşılık raymalı ağa, begümay ve abdilhan’ın hikâyeleri gayet etkileyiciydi. kuttubayev’in isminin aklanma sürecinde aytmatov; babasının asıl katilleri olduğunu düşündüğü stalin ve lavrenti beriya’dan da bahseder. ikinci dünya savaşı ve soğuk savaş dönemlerine hâkim olduğumu düşünürdüm ancak stalin’in "himmler’i" olan beriya’yı asıl bu kitapla daha yakından tanıdım. ana-beyit’e girmek için verilen çabalar ve yedigey’in yola çıktığı arkadaşlarına bakışı, adeta emir kusturica filmlerindeki sahneleri andırıyor; özellikle sarhoş damadın o dağ gibi duruşu harikaydı. son olarak, abutallip’in ölümü; cengiz han’a küsen bulut kitabında intihar, gün olur asra bedel’de ise kalp krizi (enfarktüs) sonucu "yüreği patlayarak" vefat etmesi şeklinde geçmektedir. --- spoiler --- * kurgu ve akıcılık: 8/10 * karakter derinliği: 8/10 * atmosfer ve dünya yaratımı: 9/10 * tematik derinlik: 8/10 * duygusal etki: 9/10
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656,1bin okunma
·
84 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.