Nedense bu sene okuduğum serilerin ikinci kitaplarında bana bir şeyler oluyor. Evet, Kuralsız gerçekten tempolu bir kitap ve okurken o kadar sıkılmadım. Ama Tris beni birçok yerde sıktı.
İlk kitabın bıraktığı yerden devam edip direkt aksiyonun içine atlıyoruz. Cesurlardan kalanlar topluluksuzlarla ittifak kurup bilgeliğe savaş başlatma kararı alıyor ve bu süreçte olacak olanlara tanıklık ediyoruz. Ama kitap boyunca Tris'in Will'i öldürmek zorunda kalması problemi suratımıza vurulup duruluyor. Yani Will aşağı will yukarı. Tamam bu cidden travma yaratacak bir olay ama 500 sayfa boyunca bundan bahsedilmesi beni bir tık boğdu. Yok Tris'in kimse ölmesin diye bilgeliğe teslim olması, teslim olmasından bir dakika sonra ölmek istemeyişini fark etmesi. Yani iki saniye düşünse bunlar olmayacak.
Peter'ın Tris'i kurtarmasına oldukça şaşırdım ama Caleb'in Tris'i satması kadar değil! Ulan Caleb, ben seni böyle mi biliyordum?! Çok ayıp gerçekten.
Onun dışında kitabın en can alıcı noktası son 3 sayfada açıklandı. O yüzden sindirmekte zorlanıyorum şuan. Ama güzeldi. Yani az tahmin edilebilir (verilen ipuçlarından kaynaklı) ama gayet güzeldi.
Bakalım bunu son kitap içinde nasıl işleyecekler.