Puan vermedi·543 syf.····Okunma: 03 Ağustos 2025 17:01 (Mild spoiler)
Din ve eğitim hakkında sınırlı bilgiye sahip olan Isak, Norveç'in ıssız ormanlarında kendine yer açarak doğaya geri döner.
İhtiyacı kadar ağaç kesip kendine bir kulübe, hayvanlarına ise bir ahır yapar. Hikayenin bu noktasında ona hayat yoldaşı olacak Inger dâhil olur. Birlikte çalışır, çabalar ve toprakla bir olurlar.
Hayatlarına sonradan girecek ve insanları tembelliğe, doğadan uzağa yöneltecek olan teknolojik aletler de Isak'ın hayat anlayışıyla ters düşen bir etki yaratacaktır.
Fark ettiğim bir husus var ki Isak'ı gözümde tam bir idol haline getirdi: Hemen hemen her karakter kendi buhranlarını deneyimlerken Isak, her şeyi doğadan gelme bir emir gibi karşılıyor.
Durmaksızın toprağı işliyor, eşiyle, çocuklarıyla alakadar oluyor, komşularına yardım ediyor. Anlamadığı durumları kabullenip, bildiği durumlarda kuru gürültü yapmadan işini hallediyor.
Ölüme yaklaştığı deneyimlerde de bunu dinginlikle karşılıyor. Tamamıyla yaşlı bir meşe ağacı gibi: kendine yeten, işinin ehli ve kibirden, gösterişten uzak, basit ve sağlam yapılı bir adam.
Sosyolojik açıdan da okuması hoşuma giden aile yapısı; çocuklarla ilişkiler ve toplumsal görevler gibi noktalara da değiniliyor.
Knut Hamsund'dan okuduğum üçüncü kitap. Muhtemelen okumaya devam edeceğim. Enfes bir üslup kullanmış; aynı karakterler gibi biraz devrik, biraz eksik cümlelerle her şeyi yerli yerinde tasvir ediyor.