Puan vermedi·76 syf.··Beğendi
· Sadık Hidayet yani anlatmak ne mümkün.Kitabı sanırım 1930-40 yıllarda yazıyor.Başta diri gömülen öyküsü olmak üzere birkaç öyküyü daha içeriyor.Açıkçası bazılarını yine anlamadım,zaten hidayeti tek seferde tatmin edecek kadar anlamak mümkün değil ama hayat suyu öyküsünü de beğendim.Dönemin şartlarında gayet cesur politik bir eser keza bir zaman eserleri yasaklanıyor da.Bu öykü özellikle beğenmemin sebebi çok açık bir şekilde İran toplumun ruhunun çürümüşlüğünü,Batı'nın da bu çürümüş ruh ile beslendiğini,halkın dünyadan habersiz kopuk bir koyun sürüsü gibi yaşadığını,dini nasıl sermaye hâline getirdiğini çok güzel anlatan bir bölüm.Kısacası tavsiye ederim,daha önce Sadık Hidayeti okumayanlar için imgeler çok ağır olduğu için sıkıcı gelebilir,bu yüzden çapraz okumada öneririm ya da okurken çok mantık aramayın.Aman dozu da kaçırmayın ciddi manada çarpıyor.