Gönderi

Kendini bulabilmek için nelerden vazgeçebilir insan?
Puan vermedi·363 syf.··
2025 29. kitabı
Talebe, bir “başarı hikâyesi” gibi sunulabilecek kadar parlak; ama aslında hayatta kalma, büyük kayıplar verme pahasına kendini yeniden inşa etme hikâyesi. Tara Westover, kitabın hem yazarı hem de kahramanı. Tara bu kitapta yalnızca kendi hayatını anlatmıyor; bilginin, eğitimin ve hakikatin insanı nasıl özgürleştirdiğini iliklerine kadar hissettiriyor. Tara, Amerika’nın Idaho eyaletinde; modern dünyayla neredeyse hiçbir bağı olmayan, devlet kurumlarına ve eğitime derin bir güvensizlik besleyen bir ailede büyüyor. Bu güvensizlik yüzünden ne okul ne de hastane yüzü görüyor. Günün birinde kopacağına inanılan kıyametten, kendi imkânlarıyla sağ çıkacağına inanan bir baba ve babaya destek çıkan bir anneyle çevrili bir çocukluk bu. Kardeşleriyle yaşadığı problemler ise bambaşka bir mesele. Okula gitmiyor, ölümün kıyısına gelse bile hastaneye götürülmüyor; resmî bir kimliği bile yok. Resmiyete göre tanınmasa da Tara bunu tek bir cümleyle anlatıyor: “Ben varım.” Tara’nın dünyasında gerçek, babasının perspektifiyle şekilleniyor. Onun dünyasında gerçek; babanın inandıkları, annenin sessiz kabullenişi ve korkuyla karışık bir itaat. Öyle bir itaat ki, gerçeğin farklı olabileceğini kabullenme ihtimali bile insanın bacaklarına dolanan bir pranga hissi veriyor. Ve tam bu noktada iki soru beliriyor: “Aile sadakati mi, yoksa hakikat mi?” “Herkes yanlış da bir babam mı doğru?” Tara, tüm bu prangalara rağmen üniversiteye adım atıyor. Ancak bu adım, bir kapıdan geçişten çok bir uçurumdan atlayış hissi veriyor. Cambridge ve Harvard’a uzanan akademik yolculuğu, zekânın değil cesaretin hikâyesine dönüşüyor. Bu kitapta eğitim; diploma ya da başarı değil, “Ben kimim?” sorusunu sorma cesareti demek. Çünkü öğrenilen her yeni bilgi, ailesinden bir adım daha uzaklaşmayı da beraberinde getiriyor. Talebe’yi bu kadar sarsıcı yapan unsurlardan biri de normalleştirilen şiddet. Fiziksel ve psikolojik şiddet, “aile” kavramının içine öyle ustaca gizlenmiş ki Tara uzun süre bunun yanlış olduğunu bile ayırt edemiyor. Öyle bir noktaya geliyor ki, kitabı yazarken kendi anılarına bile şüpheyle yaklaşmak zorunda kalıyor. Aynı olayı yaşayan bireylerin bambaşka gerçeklikleri var ve Tara şu soruları soruyor: “Gerçek nedir?” “Eğer herkes başka bir şeye inanıyorsa, doğru hangisidir?” Bu yönüyle kitap, biraz da hafıza, inkâr ve gerçeklik üzerine felsefi bir metin hissi veriyor. Ve insan sormadan edemiyor: Tara bir şeylerin farkına varabilecek mi? Kendini bulmak için büyük kayıplar verecek mi? Karanlık olduğunu bile dışarıdan bakmadan göremediği dünyasına güneş doğacak mı? Sevgili okur, bu kitabı bitirdiğinde ferahlamayacaksın. Ama daha farklı bir pencereden bakmayı, daha uyanık, daha bilinçli ve daha cesur olmayı deneyimleyeceksin. Tüm sarsıcılığına rağmen okumalısın. İyi okumalar.
TalebeTara Westover · Domingo Yayınevi · 20194,781 okunma
·
125 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.