Sevilen kişinin kaybı yalnızca dış dünyadaki bir yoksunluk değildir; aynı zamanda iç dünyada idealize edilmiş ve sevgiyle beslenmiş nesnenin yitimidir. Kaybolan kişiye, bireyin içsel dünyasında iyi nesnelerle bütünleşmiş bir figürdür; bu figürün kaybı, benliğin iç tutarlılığını da sarsar. Bu yüzden yas sırasında hissedilen boşluk, yalnızca “onsuz yapamamak” değil, aynı zamanda, “onsuz ben kimim?”sorusunun cevapsızlığından kaynaklanır. İşte depresyon evresinin ağırlığı, içeride yaşanan bu boşluktan ve parçaları bir arada tutan birliğin dağılma tehdidinden kaynaklanır.
Bu evre, ruhsal olarak en karanlık, en ağır dönemdir; ancak yasın çalışılabilmesi için zorunlu bir eşittir. Çünkü çöküş olmadan, yeni bir kendini inşa imkanı da doğmaz. Depresyon, yasın tükenmiş bir noktasından çok, yeniden yapılanmaya giden yolun geçiş kapısıdır. 
Tuba KaracanAyrılmak ZamanıMelanie Klein
·
23 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.