·248 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Aralık 2025 17:18 Yazar transhümanizmi “seküler bir din” olarak nitelendiriyor. Transhümanizm sadece teknolojik bir ilerleme olarak değil, insanın varoluşsal bir “insansızlaşma” projesidir, cümlesiyle de konuyu özetliyor.
Kitabı bitirdiğimde zihnimde şöyle bir tasavvur oluştu: Dünyada cenneti yaşamak gayesi bulunan insanların (özellikle “Batı düşünesinde olanlar” diye parantez açmak istiyorum) özlümsüzlüğün olmayışını kabullenişi üzerine yaşlanmayı durdurma isteği ve ömür uzatma merkezli bir “üst insan” oluşturma çabası.
Son yıllarda bu durum iyice hız kazansa da aslında temelleri uzun zaman önce atılmıştı(1920li yıllar). Aşama aşama arşınlanan yolun şimdilerde tam olarak karşılık bulduğunu söylemek pek de doğru olmaz ama eli kulağında. Elon Musk’ın 2024 yılında ilk denemelerine başladığı “Neuralink” isimli projesi buna örnektir. Projeye göre felçli bir hastanın beynine yerleştirilen çip sayesinde kişinin sinirsel aktivitesi yorumlanarak düşünceleri metne dönüştürülebilir. Bunun zamanla demans, parkinson, işitme eksikliği gibi hastalıklar için hayatı kolaylaştırıcı bir etken haline gelmesi bekleniyor. Üstelik sadece hastalarda değil normal insanlar için de vazgeçilmez bir unsur haline geleceği düşünülüyor.
Normal insanlarda beyin-bilgisayar arayüzü ve yapay zekanın entegrasyonu sayesinde hafızanın, hızın ve zekanın arttırılması hedefleniyor. Biyoteknoloji alanında da seçilmiş genler sayesinde hastalık genlerinin ortadan kaldırılılması ve fiziksel anlamda da üst insan modeli oluşturulmaya çalışılıyor. Bütün bunlar Tanrı’ya ihtiyaç duymayan ve bizatihi kendinin yaratacısı konumuna geçmiş, fiziksel ve zihinsel sınırlarını aşmış transhümanlar oluşturma çabasıdır. Batı düşüncesinde sınır yoktur, haz merkezli bir yaşam oluşturulmaya çalışılır. “Ölümsüzlüğü ortadan kaldıramıyorsak yeryüzünü cennete çevirelim.” düşüncesi hakimdir. Hep daha iyisinin olduğu ve olabileceği düşünesi insanı daha farklı bir dünya ve insan beklentisine yönlendirir. Özellikle din kavramından uzaklaşmış, ahiret düşüncesinin olmadığı zihinlerde bu daha belirgindir, çünkü yaşam burayla sınırlıdır. “Sınırlı” olan dünyayı sınırsız bir varlıkla tamamlayabilme düşüncesindedirler.
(Dinden ve etik kavramından uzak olmalarına bağlamanın ne kadar doğru olduğunu bilmesem de içimden bu geçiyor.)
Yazar, kitapta hem sinema hem bilimsel hem de dini anlamda transhümanizmin yansımalarını detaylı bir şekilde ele almaktadır. Yazdığım inceleme kitabın çok minik bir kısmına değiniyor, iyisi mi siz gidip kitabın kendisini okuyun. Zira yaşadığımız dünya bambaşka bir boyuta taşınmak üzere. Bunun biraz daha insani ve ahlaki bir çerçevede gerçekleşmesi için Müslümanlara çok iş düşüyor zannımca. Batı bakış açısına göre maneviyat ve din bir engel teşkil ediyor. Dünya ancak haz alındığı ölçüde yaşanılır bir yer onlara göre. Bu düşüncenin ne kadar tehlikeli olacağını öngörmek çok da zor değil. Ki salt insanın faydasına odaklı bir düşünce gibi görünse de teknolojik iyileştirmelere ulaşabilenler ile ulaşamayanlar arasında tarihte görülmemiş bir uçurumu da beraberinde getireceğini unutmamamız gerekir. Umarım faydalı olmuştur, biraz uzun oldu sanırım inceleme:) Okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar dilerim.