·65 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Aralık 2025 21:48 Demir Özlü’nün "Bir Beyoğlu Düşü" kitabını okumak, aslında bir kitabı bitirmek değil de eski, siyah-beyaz bir fotoğrafın içinde kaybolmak gibi geldi bana. Eğer eline alırsan, seni yaklaşık 60-70 sayfalık ama etkisi çok daha uzun süren bir yolculuk bekliyor.
Bu kitapta olaylardan ziyade duygular ön planda. Yazar seni 1960’ların Beyoğlu’na götürüyor ama bu bildiğimiz turistik bir anlatım değil. Sokakların rutubetini, eski binaların yalnızlığını ve o dönemin entelektüel havasını iliklerine kadar hissediyorsun. Demir Özlü, Beyoğlu'nu sadece bir semt olarak değil, insanın iç dünyasının bir yansıması olarak anlatmış.
Melankolik ve Puslu bir tadı var kitabın... Kitabı okurken sanki dışarıda yağmur yağıyor ve sen loş bir pastanede oturuyormuşsun gibi bir hisse kapılıyorsun. Zaman ve mekan bazen birbirine karışıyor, bu da okura farklı bir edebi zevk veriyor.
Bir oturuşta bitirdim ama her cümlesi üzerine durup düşünmekte istedim.
Eğer "Bu akşam biraz kendi içime döneyim, İstanbul'un o eski, hüzünlü ve asil ruhunu hissedeyim" diyorsan bu kitap size hitap edecektir... Aksiyon veya hızlı bir kurgu bekliyorsan hayal kırıklığına uğrayabilirsin ama saf edebiyat ve atmosfer arıyorsan bayılacaksın.
Kısacası; Beyoğlu’nun o kalabalık İstiklal Caddesi’nden değil de, kimsenin girmediği o gizemli ara sokaklarından yürümek istersen, bu incecik kitap sana o kapıyı açacaktır