·496 syf.····Okunma: 24 Aralık 2025 22:42 "Çok iyi tanıdığımızı sandığımız ama haklarında hiçbir şey bilmediğimiz insanlarla beraberiz."
Herkese merhaba,
bugün sizlerle Suflör kitabının incelemesiyle geldim. Aslında bu kitabı çok beğeneceğime o kadar emindim ki… fakat finali okuduktan sonra kendimi resmen aldatılmış gibi hissettim. Benim için ciddi bir hayal kırıklığı oldu.
Kitap hakkındaki yorumlarıma geçmeden önce, kısaca konusundan bahsetmek istiyorum.
Hikâye, yaşları 9 ile 13 arasında olan Debby, Anneke, Sabine, Melissa ve Caroline adlı beş kızın bir hafta içinde kaçırılmasıyla başlıyor. Kısa bir süre sonra polis, bu kızlara ait olduğu anlaşılan bir “kol mezarlığı” buluyor. Ancak mezarda altı sol kol bulunuyor. Kaçırılan kız sayısı beş, altıncı kol kime aitti?
Ve en önemli soru: Altıncı kız hâlâ hayatta mı?
Bu soruların cevabını bulmak için Mila, kriminolog Goran ve ekibine (Sarah, Boris ve Stern) katılır. Yapılan incelemeler sonucunda altıncı kızın hayatta olduğu anlaşılır; ancak ne kadar zamanı kaldığı bilinmemektedir. Bu durum polis ekibini daha da büyük bir telaşa sürükler.
Kitabın ilk sayfalarında açıkçası bırakmayı bile düşündüm. Yazar, gereksiz detaylarla okuyucuyu biraz boğuyor. Ancak birkaç bölüm sonra hikâye akmaya başlıyor ve ben de “sonu ne olacak?” diye merak etmeye başladım. Kaçırılan kızların cesetleri birer birer bulunurken, her olay yeri yeni bir gizemi beraberinde getiriyor. Beş ceset, beş farklı sır… Son ana kadar her şeyin nasıl birleşeceğini merak ettim.
Ancak bazı gizemler o kadar kolay tahmin edilebilirdi ki, bu durum gerilimi ciddi şekilde düşürdü. Ve kızların cesetleri bulundukça olayların çözülme şekli giderek ciddiyetini kaybetti. Özellikle medyum rahibe detayı qjqnsndndkd bence çok saçmaydı. Bu arada, Goran katili zihninde bir obje hâline getirebilmek için ona “Albert” ismini veriyor. Ortaya çıkan sırlar sayesinde Albert’in birçok olayla bağlantılı olduğu anlaşılıyor. Ancak finalde Albert karakteri benim için tam anlamıyla açıklığa kavuşmadı. Kim olduğu, amacı ve hikâyedeki yeri netleşmeden bırakıldı. Açıkçası bu konuda hiç tatmin olmadım. Yazar, Albert’le ilgili kısımları çok daha açıklayıcı yazabilirdi.
Dikkat, buradan sonrası spoiler içeriyor; ona göre okuyun (hatta direkt okuyun ya, kitabı okumak gibi bir düşünceniz varsa o da yok olsun qjsndkdn).
Altıncı kızın Sarah’ın kızı olduğu, benim için kitabın ilk bölümlerinden itibaren neredeyse belliydi. Hatta Goran’ın, Sarah’ı gördüğünde onun da kaçırılan kızlarla yaşıt bir kızı olduğu için korkuyor olabileceğini düşündüğü bir cümle vardı. Bu detayı okuduktan sonra Sarah’ın davranışlarına daha dikkatli bakmaya başladım ve içimden “kesin bu kız onun kızı” dedim. Tahminimin doğru çıkması beni şaşırtmadı, aksine hayal kırıklığına uğrattı.
Bundan başka kitapta bazı ciddi mantık hataları da vardı. Örneğin Yvonne Gres’in, çocuklarıyla birlikte aylarca evde hapis hayatı yaşaması ve kimsenin bunu fark etmemesi bana inandırıcı gelmedi. Çocukların okula gitmemesi ya da çevrede kimsenin şüphelenmemesi çok mantıksızdı yani.
Ayrıca Goran’ın, karısını ve çocuğunu öldürdükten sonra cesetleri evde kilitli bir odada saklaması ve hiçbir şekilde cesetlerden koku yayılmaması da fazlasıyla gerçek dışıydı. Yani uzun süre duran cesetler yüzünden komşular hiç mi koku almadı?
Goran demişken, bunu da söylemeden geçemeyeceğim: Tommy’nin gerçek olduğuna gerçekten inanmıştım. Goran’ın hem karısını hem de oğlunu öldürdüğünü ve daha sonra oğlunu hayalinde yaşatarak hayatına devam ettiğini öğrenmek beni gerçekten sarstı. Kitapta beni şaşırtan tek nokta bu oldu galiba qjajdkdndk.
Kitapta sevdiğim nadir kısımlar ise Boris’in şüphelileri sorgularken kullandığı teknikler ve ekibin birlikte çalışarak fikir alışverişi yapmasıydı. Gözden kaçan detayların bu şekilde netleşmesi fln iyiydi.
Ha birde Albertin aslında hiç birşey yapmadan bütün planlarını başklarına yaptırması...
Kısacası, Süflör benim için okumaya değmezdi. Çok iyi başlayan bir kitap, sonlara doğru ciddi anlamda bocaladı. Açıkçası boşa giden zamanımı geri istiyorum. Bir de yazar dalga geçer gibi bunu bir seri olarak devam ettirmiş, çok anlamsız bence. Bilemiyorum ya, 496 sayfa okudum ve olaylar tam anlamıyla açıklığa kavuşmadı. Cidden zaman kaybıydı; buna harcayacağım zamanı başka bir şey için harcayabilirdim.
Kısacası okumayı düşünenlere tavsiyem: bence hiç başlamayın.