• Star Maker, daha önce okuduğum Son ve İlk İnsanlar kitabının yazarı Olaf Stapledon’dan çıkan, derinlikli ve sorgulayıcı bir okuma deneyimi sunuyor. Yazarın önceki kitabında olduğu gibi burada da okuru klasik bir kurgu beklemiyor; olaylardan çok fikirlerin, düşüncelerin ve varoluşsal soruların ön planda olduğu bir kitapla karşılaşıyoruz.
• Kitap, insan zihninin bedeninden ayrılarak evren boyunca yaptığı uzun ve soyut bir yolculuğu konu alıyor. Bu yolculuk sırasında yalnızca farklı gezegenlerdeki uygarlıkları değil, bu uygarlıkların gelişim süreçlerini, yok oluşlarını ve birbirinden tamamen farklı bilinç biçimlerini de keşfediyoruz. Stapledon evreni bir arka plan olarak değil, başlı başına düşünülmesi gereken bir varlık gibi ele alıyor.
• Yazarın bu kitapta da güçlü bir varoluşsal sorgulama sunduğunu söylemek mümkün. Özellikle “bilinç nedir?” sorusu etrafında şekillenen anlatı, insanı merkeze koymak yerine onu evrenin çok küçük bir parçası hâline getiriyor. Bu bakış açısı zaman zaman rahatsız edici ama bir o kadar da düşündürücü.
• Benim yazarın kaleminde en sevdiğim özelliklerden biri, okuru pasif bırakmaması. Kitabı okurken değil, bitirdikten sonra bile zihniniz çalışmaya devam ediyor. Son sayfayı kapattığınızda insanlığınız, bilinciniz ve evrendeki yerinizle ilgili pek çok soru zihninizde dolaşmaya başlıyor.
• Dil ve anlatım oldukça yoğun ve yer yer zorlayıcı. Bu nedenle daha çok felsefi, sorgulayıcı ve deneysel okumaları seven okurların kitaptan daha fazla verim alacağını düşünüyorum. Star Maker, akıcı bir okumalar arayanlardan ziyade, düşünmeyi seven okurlar için yazılmış bir kitap.