Gönderi

7/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2025 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2025 15:54
#TomrisUyar ile tanışma kitabım #YazDüşleriDüşKışları . 1970’lerden itibaren yayımladığı öykü kitaplarıyla toplumun dönüşümünü, bireylerin iç dünyasını ve gündelik yaşamın sıradanlığını zarif bir dille betimleyen Uyar bu kitabında da 9 öykü ile hayatın içinden karakterleri çok naif bir şekilde kaleme almış. Bazen bir sofrada dedikodunun ortasında buluyorsunuz kendinizi, bazen bir otogarda sevdiğiniz birini yolcularken, bazen de bir ada da yaz henüz bitmiş sonbaharın esintisiyle rakınızı yudumlarken. Hepsi çok gerçek karakterler ve yaşanması çok muhtemel anlar. “Sonra daldı. Ben de daldım uzaklara. Şu dize geldi nedense aklıma, yüksek sesle söyledim kendi sözümmüş gibi.. Ama nasıl hatırlayabilir ki insan Uzak yollarda karşılaştığı bütün tanışları?" Öykü okumak beni bazen çok zorlar. O anın içine giremem, başı ve sonu yoktur ve ben kendimi karakterlerin ne yaşadığını anlamaya çalışmakla zorlarım. Ancak Uyar’ın öykülerinde bunu yaşamadım. Yarım kalmışlık hissine de kapılmadım. Hatta ‘Bayırdaki Ilgım’ adlı öyküde inşaatı tamamlanmamış bir yapı için yapılan bir konuşmada, tamamlansa beğenilmezdi muhtemelen ama bu şekilde herkes kendi hayal gücüyle tamamlıyor, gibi bir cümle geçiyor ve tüm öyküler için hissettiğim tam olarak bu. Yaşlısı genci, fakiri zengini, kadını erkeği, hayalperesti gerçekçisi, geçmişe takıntılısı ve geleceği planlayanı her türden insan var. Yalnızlık, hüzün, yaşam mücadelesi, gelecek kaygısı, aile bağları, kırık kalpler de var. Daha ne olsun. Yazarın kalemi yumuşacık, şiirsel, akıcı ve keyifli, öyküler açık ve anlamlı. Kitabı tavsiye ederim. Gelelim kısa kısa öykülere: Kuskus; Yaşlı bir kadın, komşusu ile hoşbeş ediyor. Sürekli yiyecek bir şeyler hazırlıyor, insanlara ikramlar yapıyor ve kalabalık sofralara özlem duyuyor. Eşini kaybettiğinden beri kızı gelmez olmuş, torununu damadı bırakıp alıyor. Komşu kadın bir yandan yemekleri övüp bir yandan laf alıyor, dedikodu derdinde. Kuskusu çok beğendiğini söyleyen komşuyu gönderirken bir tabak veriyor. Aradan birkaç saat geçiyor, kapıcı çöp toplamakta. Yaşlı karın çöpünü uzatırken gözü karşı komşunun çöpüne ilişiyor, bir de ne görsün? Kuskus. Filizkıran Fırtınası; Beyoğlu adı Kanuni zamanında İstanbul’da doğmuş ve hem padişahın hem de paşanın çok yakın dostu olan Aloisio Gritti’ye izafeten verilmiş. Saygıdeğer bir adamın oğluymuş ve ‘Beyoğlu’ diye anılırmış. Köşkün olduğu yerden Galatasaray’a kadar olan kısma Beyoğlu adı verilmiş. Kimdi Beyoğlu? Kitaptaki adam mı? Denizlerden gelen kaptan mı? Düşlerde rastlanan yüzü belirsiz bir erkek manken mi? Metal Yorgunluğu; Ferdi, hesap mütehassısı. Babası rahmetli olduktan sonra annesinin bulduğu zengin bir ailenin kızıyla evlenmiş. Bir kızı olmuş, tayin olmuş. Son günleri yaklaşmışken tek bir dileği var, artık hesap yapmak, eski defterleri uykusunda karıştırmak, milletten neler kaçırıldığını hesap etmemek, kesintisiz bir uyku uyumak istiyor. Beyaz Bahçede; Küçük bir kız, hanımelili penceresinden dışarıyı gözlediğinde, önce atkestanesi, sonra kuyu, sonra vişne ağacıydı gördükleri. Her akşam annesinin dizine uzanır, dışarıdan eve yüklenen acımasız yaşamın gelgitlerini duymamak için kendi içsel sessizliğine kaçardı. Bir akşam her şey yerli yerindeydi ama annesi yoktu ve artık hiç olmayacaktı, ölüm onu almıştı. Oyun; Boşanmış, yalnız yaşayan genç bir kadın, beş yaşındaki komşu kızı Gülsün ile oyun oynar. Tatlı yiyip, çay içerler ve Gülsün, Sevgi’nin dışlandığı buluşmalarda kadınların konuşmalarından kaptığı cümlelerle Kemal diye biriyle evlidir, çocukları (oyuncak bebekleri) vardır, ne olursa olsun kocasını bırakmayacak ona yemekler pişirecektir. Bir yandan da Sevgi cehennemde yanacak diye korkar. Babası konuşurken duymuş, ne idüğü belirsiz, boşanmış, yalnız yaşayan bir kadınmış, yoldan çıkmış ve cehennemde yanarmış. Sevgi’nin içinde Gülsün’e karşı kocaman bir sevgi varmış ve onu teselli etmiş. Bayırdaki Ilgım(Serap, düş); Semtte inşaatı tamamlanmamış bir villa vardı. Birçok öyküsü olmakla birlikte en bilineni, M. Bey adlı siyasetçinin garsoniyeri olacakken devlet arazisi olduğu için inşaat durdurulmuş ve villa tamamlanamamış. Şimdilerde, sağa sola çalışmaya gelen işçilerin gizli saklı kaldığı bir yer olmuş. Zula; Bir emekli Üsküdar delikanlısı, 11.30 vapuru karşısında, Moda’dan kalkıyor, sahte yenilikler bunlar! Güneşin, midyenin, denizin keyfini sürmeyi bilmeyen insanlar, yıllardır bedeni okşanmamış yemek kokan kadınlar, gözünde bir resim ama tüm bunlar resme girmiyor. Rus Ruleti; Türkan ve Mona Lisa lakaplı kadın kılığın ida gösteri yapan bir delikanlı, bir pavyonda birlikte çalışıyorlar, aralarında kısa bir ilişki de yaşanıyor. Ama Mona Lisa’nın aklında hep aynı şey var. Gitmek, kendini kurtarmak. Kuşluk Rakısı; Bilinenleri bilinmeyenlere katan bir rüzgar var bölgede. Kuşluk rakısının da payı var bu kargaşada. Adanın bir yamacından denize uzanan bir çardakta, rüzgar almayan bir masadan rüzgara bakarken içilen kuşluk rakısının.
Yaz Düşleri Düş KışlarıTomris Uyar · Can Yayınları · 2025756 okunma
·
80 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.