·368 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Aralık 2025 12:49 Bu kitabı bitirdiğimde içimde net bir cümle yoktu. Zaten sorun da buydu. Bazı kitaplar sana tek bir fikir bırakır bu kitap bana bir hal bıraktı. Uzun süredir içimde dolaşan ama adını koyamadığım bir duygu gibi… Okurken olayları takip ettiğimi sandım ama sonra fark ettim ki aslında kendi içimde yürüyormuşum. Kitap beni bir yere götürmedi beni olduğum yerde durdurdu. Ve bu şaşırtıcı biçimde çok sarsıcıydı. Sayfalar ilerledikçe şunu hissettim Bu kitap “anlatayım” derdinde deği “gel beraber bakalım” derdinde. Okurken sık sık durdum. Çünkü bazı cümleler geçip gidilecek gibi değildi. Mesela “Ben yoktum. O vardı. Ben oydu. Üçüncü şahıstım.” dediği yerde kitabı bir süre kapattım. Çünkü bu edebi bir oyun değil insanın kendine itiraf edemediği bir durumdu. Hepimizin hayatında kendi hayatını izlediği anlar vardır. Yaşıyorsundur ama içinde değilsindir. Bu kitap tam da o anların dilini bulmuş gibiydi.
Kitabın genelinde beni en çok etkileyen şey kesinlik iddiasında bulunmaması oldu. Her şeyin cevabını bildiğini söylemiyor. Aksine bilmediğini kabul ediyor. Ama bunu zayıflık gibi değil derinlik gibi yapıyor. “Aslında tek kelimesine bile inanmaman gerekir ama nedense her kelimesine inandım.” cümlesi tam olarak bunu anlatıyordu. Çünkü bazen inanmak mantıkla değil temasla olur. Bir cümle sana dokunur ve artık doğru olup olmaması ikinci plana düşer. Kitap boyunca sürekli bir eşik hissi var. Ne tam bu taraftasın ne öbür tarafta. Hayatla ölüm arasında bedenle bilinmeyen arasında akılla sezgi arasında bir yerde duruyorsun. “İnsan zihni karanlık bir okyanus.” denildiğinde bu karanlık korkutucu değil keşfedilmesi gereken bir derinlik gibi anlatılıyor. Karanlığın yok edilmesi gereken bir şey değil anlaşılması gereken bir alan olduğunu hatırlatıyor. Bu çok sakin ama çok güçlü bir yaklaşım.
Ölüm meselesi özellikle beni düşündürdü. Çünkü kitap ölümü dramatize etmiyor. Onu süslemiyor da. Olduğu gibi koyuyor önüne. “Ölümü burada cidden yaşayarak yeneriz.” dediğinde şunu düşündüm: Belki de ölümden korkmamızın sebebi onu hiç yaşamamamız. Kaçmamız konuşmamamız adını anmamamız. Kitap ölümle yüzleşmeyi bir karanlık yolculuk gibi değil bir berraklaşma gibi anlatıyor. Bu da insana tuhaf bir huzur veriyor.
Okudukça kendi hayatımdaki “rastlantı” sandığım şeyleri düşündüm. Karşılaştığım insanları tam vazgeçtiğim anda olan bitenleri… “Hiçbir şey rastlantısal değil.” cümlesi kesin bir iddia gibi duruyor ama ben onu bir dayatma gibi okumadım. Daha çok bir davet gibiydi. Belki de rastlantı dediğimiz şey henüz bağlantısını kuramadığımız bir zincir. Kitap, o zincirin var olabileceğini fısıldıyor sadece.
Kitabın en güzel taraflarından biri de açıklamaya boğmaması. Her şeyi çözmüyor her boşluğu doldurmuyor. Okura alan bırakıyor. “İnsanla evren arasında bedenle sonsuzluk arasında sınır kalmadı.” dediği yerde bu alan çok net hissediliyor. İnsan bir anlığına kendini hem çok küçük hem de tuhaf biçimde çok önemli hissediyor. Bu çelişki kitabın ruhuna çok yakışıyor.
Kitap boyunca hissettiğim duygulardan biri de minnetti. Çünkü kitap bana şunu hatırlattı Her şeyi anlamak zorunda değilim. Her şeyin bir adı olmak zorunda değil. “Yaşam varsa, olasılık da vardır.” cümlesi umut dolu bir slogan gibi değil sessiz bir kabulleniş gibi duruyor. Hayatın kesinlikten değil ihtimalden beslendiğini söylüyor. Bu kitabı okurken kendimi sürekli şunu yaparken yakaladım Cümleyi bitirip içimden ekleme yapmak. Sanki metinle konuşuyordum. Bu her kitapta olmaz. Bazı kitaplar seni dinlemez. Bu kitap dinliyor gibiydi. Cevap vermiyor ama susarak alan açıyor. Bitirdiğimde şunu net olarak hissettim. Bu kitap beni “daha iyi” biri yapmadı ama daha dürüst biri olmaya yaklaştırdı. Kendi karanlığıma kendi çelişkilerime kendi belirsizliklerime biraz daha sakin bakabildim. Belki de en kıymetlisi buydu.
Yazara teşekkür etmeden bitirmek istemem. Çünkü bu kadar büyük meseleleri bağırmadan
öğretmeye çalışmadan okuru küçümsemeden yazmak cesaret ister. Bu kitap yüksek sesle konuşmuyor ama uzun süre yankılanıyor. Okuyup kapattıktan sonra da içinde yürümeye devam ediyorsun. Ve bazı kitaplar vardır bitince geçmez. Bu onlardan biri.