Bu kitap, Marías’ın 1994–2000 yılları arasında kaleme aldığı futbol yazılarından oluşan bir derleme. Metinlerin büyük bölümü İspanya futbolu etrafında dönüyor; özellikle de Real Madrid merkezde. Yer yer Avrupa futbolu, zaman zaman da dünya futbolu anlatının içine giriyor. Böyle olunca kitap, doğal olarak referans bakımından oldukça yoğun. Oyuncular, teknik direktörler, takımlar, turnuvalar, o dönemin futbol gündemi…
Bu yoğunluk zaman zaman mesafe yaratabiliyor. Bazı göndermeleri anlamadım, pek çok ismi de bilmiyordum; hepsine daha hâkim olsaydım muhakkak daha da keyif alırdım. Ama yine de kitabı çok severek okudum. Çünkü bakış açısı yalnızca futbola değil, futbolla birlikte gelen her şeye dair — ve o bakışın sahibi Marías.
Marías çocukluğundan beri koyu, tutkulu bir Real Madrid taraftarı ve iyi bir yazar. Bu iki hâl bir araya gelince zeki, cesur, yer yer çok komik metinler çıkmış ortaya. Öyle yazıyor ki, sırf onu takip etmek için bile futbol izlenir. Eleştirdiği pek çok şey bugün daha da fazlasıyla devam ediyor. Futbolun masumiyetine geri dönmesi gerektiğini söylüyor — ki bu yüksek paralarla pek mümkün görünmüyor ama… neyse.
“Bana on yaşında bir vahşiyken verdiğim tepkilere tıpatıp aynı şekilde verdiren çok az şeyden biridir futbol; hakikaten çocukluğa haftalık bir dönüş,” diyen bir fanatik var bu kitapta. Bir de “Duygular söz konusu olunca süre çok önemlidir; üzerlerinde ısrar edilirse solup giderler,” diyen bir yazar. İkisi bir arada. Sen seversin!
“Aziz Di Stefano, n’olur!”
Not: Muhtemelen benden daha çok etki edecek bir bilgi — baban, bu kitapla tanıştığı Marías’ın kafasını o kadar sevdi ki, üçlemesine benden önce başladı.