Merhabalar kitap dostlarım yeni bir kitapla daha karşınızdayım
Bu kitabı okurken kendimi sürekli Karadeniz’in sert ama bir o kadar da çekici havasının içinde hissettim. Arhavili benim için sadece bir aşk hikâyesi değil; karanlıkla yüzleşmenin, hayatta kalmanın ve güvenmeyi yeniden öğrenmenin hikâyesiydi. Hazel’in yaşadıkları ,beni en çok etkileyen noktalardan biri oldu. Özgürlüğü elinden alınmış, korkuyla yoğrulmuş ama yine de ayakta kalmayı başarmış bir kadın. Onun çaresizliği, öfkesi ve zamanla güçlenişi bana çok gerçekçi geldi.
Tekin Bozboran ise ilk başta mesafeli, sert ve korkutucu görünse de sayfalar ilerledikçe arkasındaki yalnızlığı ve sorumluluk yükünü hissettiriyor. Hazel ile aralarında kurulan bağ, klasik bir romantik yakınlaşmadan çok daha derin; mecburiyetle başlayan ama duygularla içinden çıkılmaz bir hâl alan bir ilişki. Aralarındaki çekim kadar güvensizlik ve korku da hikâyenin içinde sürekli hissediliyor.
Kitap boyunca aksiyon hiç düşmüyor. Yeraltı dünyası, tehditler, geçmişin peşlerini bırakmayan gölgeleri ve her an patlayacakmış gibi duran bir gerilim var. Buna rağmen yazar, duyguları geri plana atmıyor; tam tersine, karanlığın içinde filizlenen o kırılgan bağı çok güzel yansıtıyor. Karadeniz atmosferi, Arhavi’nin sertliği ve denizin medcezir gibi iniş çıkışları hikâyeyle mükemmel örtüşüyor.
Kitabın sonuna geldiğimde içimde yarım kalmışlık hissiyle birlikte güçlü bir merak oluştu. Bazı sorular cevaplanırken, bazıları özellikle açık bırakılmış. Devamında Hazel ve Tekin’i nelerin beklediğini, bu fırtınalı ilişkinin nasıl şekilleneceğini gerçekten çok merak ediyorum. Devamını merakla bekliyorum.
______Konusuna gelince; Hazel Poyrazoğlu, uzun süre esir tutulduğu karanlık bir hayattan kaçmayı başarmış olsa da özgürlük sandığı kadar kolay gelmez.