Evet, çok çarpıcı bir kitap, evet yazar farklı bir teknik kullanmış, evet çok sürükleyici ve evet dijital çağın görünür veya görünmez şiddetini aktarması bakımından gerçekçi bir roman... Fakat... Tüm bunlara rağmen eksik bir şeyler var gibi...
Bir sahil kasabasında üç genç ergen kız arkadaşlarına işkence ettikten sonra onu yakarak öldürmeye çalışıyor, roman bu kurban kızın öldürülmesi ile açılıyor. Sonrasında gözden düşmüş bir gazeteci, hikayeyi bazen kurbanların bazen de onların aileleri ile yaptığı röportajlar üzerinden hikayeleştirerek anlatmaya çalışıyor, bu aşamada olayların karakterler üzerinden farklı bakış açısıyla anlatılmasını sevdim. Hikaye doğru mu, tamamen kurgu ya da ne kadarı gerçek işte burası muallak.
Dijital çağda yaşayan ergenler, takıntılar, farklı yönelimler, küçücük bir kasabada sıkışmış olmanın verdiği psikolojik baskı bu gençleri cinayet işleyecek boyuta nasıl getiriyor? Her biri birbirinden farklı karakterlere sahip ve müşterek hareket etmeyi bilmeyen bu gençler nasıl oluyor da bir insanın hayatına son vermek noktasında birleşiyor?
Bu sorular cevaplarını romanı okuduktan sonra buluyor mu yoksa daha mı çok sorgulamaya itiyor ona da siz karar verin.
Severek okudum ama çarpılmadım. Ayrıca bu romanı Truman Capot'un Soğukkanlılıkla romanıyla kıyaslayan arkadaşlara da gözlerimi devirerek ve yargılayıcı bakışlarla bakıyorum.
..