İnsanın içinde sessizce yaşayan bir çocuk vardır; kalabalıkların içinde kaybolmuş, büyümenin cümleleri arasında unutulmuş bir çocuk. En çok susmayı öğrenmiştir, çünkü zamanla hissetmenin ayıp, ağlamanın zayıflık sayıldığını görmüştür. O çocuk hâlâ küçük şeylerden mutlu olmayı bilir ama artık bunu kimseye belli etmez; bir şarkıda duraksar, bir kokuda geçmişe döner, bir cümlede ansızın incinir. Hayatın sertliği büyüdükçe onun sesi kısılır, ama varlığı hiç eksilmez.
Şimdi ona şunu söylemek gerekir: Korktuğun zaman kaçmak zorunda değilsin, üzgün olduğunda güçlü görünmek zorunda da. Seni duymayanlar oldu ama ben buradayım; oyun oynamayı unuttuysan birlikte hatırlarız, yorulduysan biraz dururuz. Çünkü sen sustukça ben eksiliyorum, seni korudukça ben tamamlanıyorum.