Zamanı böleriz, bütünleştirmek için...Güzide Behram
*Sofa, üzerine oturulan kanepe veya evlerde oda kapılarının açıldığı geniş alan olarak tanımlanıyor.
Bir yerde okumuştum ya da bir yazardan duymuştum ve diyordu ki;
Kitabı yazarken amacım, hiç böyle bir mesaj vermek değildi ama her okur kendinden bir şeyler bulduğu için o kadar farklı anlamlarda yorumlayan oldu ki, şaşırdım.
Sahiden de yazar, kalemiyle vedalaştığında o kitap artık bütün okurların eseri değil midir?
Hayatımız boyunca farklı insanlar tanıyor ve değişik olaylar yaşıyor, anı biriktiriyoruz aslında.
Ama öyle ya da böyle bir şekilde ‘’sofa’’ denilen hayat yoluna açılıyor bütün pencerelerimiz...
Mutsuz bir olay yaşasak da, aslında yaşadığımız tüm olayların güzel günlere zemin hazırladığını fark edince, insan kendi kendine o günlerde çok üzülmüştüm ama iyi ki de yaşamışım hayırlısı buymuş diyor. Biraz da halk dilinde kabulleniş belki hayırlısı buymuş diyebilmek.
Yaşadığımız her bir olay, bir oda gibi aslında hayat diye adlandırabileceğimiz sofaya açılan ya da olayların yükünden yorulduğumuzda biraz da oturup dinlenebileceğimiz; bir deniz manzarası, bir dost sohbeti, bir sevgili gülümsemesi, bir anne yemeği kokusu belki de sofa bizler için.
Yakın zamanda bu konuyla benzer olduğunu düşündüğüm bir tiyatro oyunu izledim;
Eşyanın Tabiatı.
İncelemeyi okuyan olursa ve oyuna gitmeyi planlıyorsa diye çok ipucu vermeyeceğim ama oyunu izlerken olay örgüsünü dikkate alınca sonunu tahmin edebiliyorsunuz, tam da benim Sofa için düşüncelerim gibi bir olay örgüsü var aslında. Her şeyin bir nedeni var ve her şey bir sonuca açılan kapı...
Kimi zaman nedenleri beğenmeyip sonuçla mutlu olamıyoruz kimi zaman sonuçları beğenmeyip yeni nedenler için umut dalı arıyoruz.
Yazar, bu kitapta sırtını anılarına yaslayarak hayat penceresindeki sofa’ya bakıyor ve kendi tespitlerinden oluşan bir neden sonuç ilişkisi ile anekdotlar sunuyor bizlere.
Kitap, biraz kısa tutulmuş ve İran Sineması gibi ucu açık bırakıldığı için puan kırdım.
(Çünkü nerede biteceği meçhul bir hikaye bu ...)
Ama popüler kültüre ayak uydurup ticari kaygı ve popülerleşme uğruna yazılmayıp tamamen kendi dümenini çeviren, kendi rotasında seyreden bir gemi gibi kaleme alındığı için taktir ederek okudum.
Yazarın kalemine zeval gelmesin, okuru bol olsun...
*bknz:TDK.
(Eşyanın Tabiatı, adlı oyunu merak eden ya da gitmeyi düşünen varsa oyunculuğu ve oyunu çok beğendim bu arada.)