Oblomov, tembelliğin arkasına saklanmış bir ruh halinin romanı. Gonçarov, bir insanın hayata neden ve nasıl tutunamadığını biraz ağır bir dille anlatıyor. Kitabı okurken Oblomov’u sadece bir karakter olarak görmedim hatta bazı yerlerde onu fazlasıyla tanıdık buldum.
Hatta itiraf etmeliyim ki okuma sürecinde istemsizce ona benzedim, bir bölüm daha sonra diyerek bazen de uzun aralar vererek kendi küçük oblomovluklarımı yaptım. Tam da bu yüzden kitap bana uzak gelmedi. Oblomov, okurken o kadar da değil dedirtse de yargılanacak biri olmaktan çok, anlaşılmayı bekleyen bir karakter.
Yavaş ilerleyen ama düşündüren, insanı kendi durma haliyle yüzleştiren bir roman. Ben sevdim. Ama artık kafamda hep “Oblomovluk” mu yapıyorsun acaba diye düşündüren bir soru olacak :)