·129 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Aralık 2025 03:58 Yaa işte öyle. (Bu inceleme; kitabın daha çok hissettirdiği duygu ve düşündürdüğü fikirler ile ilgili olacaktır.)
Bir yerde denk gelmiştim, birini en çok yokluğunda seversin gibi bir şey diyordu. Aşk ve ayrılık bir arada olsa da çok farklı durumlardır çoğu zaman. Adına öykü dense de, daha çok mektup hatta günlük demek daha doğru olur bu kitaba. Ve aslında başkahraman Osman gibi düşünsek de ayrılığın kendisi bence. Şuraya gelmeye çalışıyorum esasen, biriyle beraberken yaşadığınız hatta sizi göklere çıkaran (Ayakları yere basan duygunun da ta içine edeyim yeri gelmişken.) ve tam olarak büyüklüğünü idrak edemediğiniz sevginin, aşkın anlaşılması için bir ayrılık şart gibi. Nasıl ki bir bağımlı yoksunluğunu hissedene kadar bu durumun ne kadar ileride olduğunu tam anlamıyla idrak edemez, sevgililik de öyle bence. İçinde yaşadığım denizi tam anlamıyla görebilmek için karaya çıkmak şart da diyebilirim...
Diğer yandan kitabı benim için daha içselleştiren konu ise Aylin Hanımın tarzı. Kendisiyle tanışıyor olmayı isterdim, bence benzer bir yönden bakıyoruz. :) Tabii afili sözleri bir kenara bırakırsak hanımefendinin kafa yapısını çok sevdim. Hatta reklam gibi olmasın ama sayfamda bulabileceğiniz "YÜRÜYÜŞ" adlı kısa hikayemle hanımefendinin tarzı çok benziyor gibi. Ya da ben abartıyorum. :)
Aşırı ciddiye aldığımız, hatta kendimizi de o durumlar, duygular karşısında aşırı ciddiye aldığımız olaylar için mizahi bir dil kullanılması da, duygunun saçmalıkla beraber taşıdığı gerçekliği, hüznü, komediyi çok güzel ifade ediyor. Hem kendisiyle hem de yaşadıklarıyla ufak ufak dalga geçmesi de başka sevdiğim bir durumdu.
İşte öyle. Bu kitabı çok sevdim. Hayat geçiyor, üzerine titrediğiniz bir çok konu bir süre sonra o kadar anlamlı olmayacak. Seviliyorken tadını çıkarın, ayrılık acısı çekiyorsanız hissettiğiniz şey gerçektir, şu hayatta yaşadım diyebilmeniz için bir işarettir, üzerek, kırarak bir yere varamayız, güç sizinle olsun.
"Astalavista Osman!"