·145 syf.····Okunma: 28 Aralık 2025 08:27 ⓘ Sürprizbozan cümleler içerir.
Yılın son kitabını da böylelikle okumuş oldum.
Puanlama yaparken genelde önceki kitapla veya bulunduğu klasik dizisindeki herhangi bir kitapla hiçbir kıyaslama yapmadan, tamamen kitabı kendi içinde değerlendirmeye çalışıyorum. Fakat sanırım ilk kez, önceki kitaba verdiğim puana bakıp da bir kitaba +1 ekledim. (Buradaki lafım Salon Köşelerinde'ye, yanlış anlaşılmasın.)
Kötü değildi. Ama iyi de değildi. Kitabın sonunda bir şeylerin eksik kaldığını hissettim. Başlıkların da düzgün seçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Aygır Fatma kitabında Fatma Hanım’ın bir adım değil, birkaç adım geri planda kaldığını düşünüyorum. Başlığa taşınacak kadar baskın bir karakter değildi. Evet, neredeyse her olayın sonu ona varıyordu ama Hasan’ın, Zehra’nın ve Mediha’nın yaşadıkları çok daha önemli konulardı.
Hasan karakteri beni derinden etkiledi. Küçüklüğünden itibaren anlatıldığı için küçük Hasan ile büyük Hasan arasındaki farkı bu kadar acı bir şekilde görmek, büyümenin bana gereksiz bir şey olduğunu hissettirdi. Hep çocuk kalmak istiyorum... Şunu da eklemeliyim ki kendisi aşırı gıcık bir karakter. Sevdiği kadının yokluğunu başka bir kadınla gidermeye çalışan, iğrenç bir herif. Annesini göz ardı etmesi de buna eklenebilir. Ayrıca ABLA dediğin biriyle de evlenmezsin be Hasan! Uzak Şehir adlı dizi gibi görüp de iğrendiğim bir durumdu.
Kitabın dili ve yazar hakkında konuşursam; samimi ve akıcı bir metindi ama bana biraz fazla sade geldi. Klasikler dizisinde daha süslü, daha ağır bir dile alışkın olduğumuzdan mı bilmiyorum, okurken hitap ettiği yaş grubunun çocuklar olduğunu hissettirdi.
Yazara gelecek olursak. Her şeyi biriktirip biriktirip sonda toplu katliam çıkarılması olayından nefret ediyorum. Hayır yani illa karakter öldürecekseniz bunu yayın. Biri başta biri ortada biri sonda ölsün ne o hepsi bir kerede ölüyor, her şeyi oldu bittiye gelmiş gibi hissettiriyor?
Neyse. Sakiniz.
Beni rahatsız eden bir durum var. Bütün klasiklerde arka kapak düzeni bellidir; önce kitap hakkında bilgi verilir, altına da yazarın biyografisi eklenir. Peki, burada neden Nazım Hikmet’in yazar hakkındaki yorumu en başa konulmuş? Başka hangi yazara yapıldı bu 'saygısızlık'? Kitabın satmayacağı düşünüldü de: "Bakın Nazım Hikmet neler söylüyor yazar hakkında, alın da okuyun," mu denmek istiyor, anlamadım.