Sevme Sanatı (orijinal adı: The Art of Loving, 1956), sevgiyi bir duygu ya da şans eseri yaşanan bir şey olarak değil, öğrenilmesi ve ustalaşılması gereken bir sanat olarak ele alır. Fromm, sevginin bilgi, çaba, disiplin ve pratik gerektirdiğini savunur; tıpkı müzik, resim veya herhangi bir sanat dalında olduğu gibi.
Kitabın Ana Fikirleri
Sevgi bir sanat mıdır? Fromm, kitabına bu soruyla başlar ve evet der: Sevgi, rastlantısal bir "aşka düşme" değil, aktif bir eylemdir. Modern toplumda insanlar genellikle "sevilmek" üzerine odaklanır (popüler olmak, cazip görünmek), oysa asıl mesele "sevmek" kapasitesini geliştirmektir.
Sevginin türleri: Kardeşçe sevgi (tüm insanlara yönelik), anne sevgisi (koruyucu, koşulsuz), erotik sevgi (cinsel birliktelik içeren), kendini sevme (bencillik değil, başkalarını sevebilmenin önkoşulu) ve Tanrı sevgisi gibi formları inceler.
Modern toplumda sevginin bozulması: Kapitalizm ve tüketim kültürü sevgiyi metalaştırır; insanlar birbirini "pazar değeri" üzerinden değerlendirir. Yalnızlık, yabancılaşma ve "aşka düşme" heyecanıyla kalıcı "sevgide durma" arasındaki karışıklık, ilişkilerin başarısızlığına yol açar.
Pratik yönü: Sevme sanatını öğrenmek için disiplin, yoğunlaşma, sabır, alçakgönüllülük, inanç ve cesaret gibi nitelikler geliştirilmelidir. Sevgi, kişinin yalnızlığını aşma ve birleşme arzusunun olgun yanıtıdır
Kitap, hazır bir "nasıl sevilir" reçetesi vermez; aksine, sevginin bireysel olgunluk ve toplumsal eleştiri gerektirdiğini vurgular. Fromm'un hümanist yaklaşımıyla, sevgi insan varoluşunun en sağlıklı çözümü olarak sunulur.
Bu eser, psikoloji ve felsefe alanında bir klasik haline gelmiş, milyonlarca satmış ve birçok dile çevrilmiştir.