10/10
·303 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
   2025 yılında okuduğum son kitap; Sarı yüz… Normalde bir kitaba başladığımda öyküye odaklanırım; yazarın anlattıklarına, sessizce sezdirdiklerine... Bu romansa beni bambaşka bir boyuta taşıdı; çünkü hikâyeden çok Amerika'daki yayın sistemi gerçeğine takıldım; yayınevince kabul gören dosyanın yetkin bir ekip tarafından ele alınmasına, yayınevinin ve yazarın maddi kazanç sağlayacağı dev tanıtım kampanyalarına, kitabın film şirketlerine pazarlanmasına dek profesyonelce yürütülen sürece… Bizdeki oturmuş düzende isimleri öne çıkmış yazarların bile bu kadarına ulaşabildiklerini sanmıyorum. Ama yine de mücadeleyi elden bırakmıyoruz, ülkemizde kitap okuma düzeyi bu denli düşükken vazgeçmeden yazıyoruz; bitmeyen var olma savaşımız yüzünden.    Cioran şöyle der:    “… Kimse kimse için bir şey yapamaz. Her yazgı yazgının ta kendisidir; hiçbirimiz olduğumuzdan başka bir şey olamayız…”    Tam da ülkemin yazarları için söylemiş sanki. Gelelim Sarı Yüz’e…    Athena, Asya kökenli genç bir kadın, başarıyı erken yakalamış bir yazar. Üniversite arkadaşı June ise yayınlanmış kitabına karşın kendini kanıtlayamamış. Mesafeli dostluklarında June içten içe kıskanıyor Athena'yı; başarısını, sosyal durumunu.  Bir akşam Athena'nın evindeler, Athena, iki yıldır üstünde çalışıp bitirdiği son romanının taslağını gösteriyor; kâğıt yığını Athena'nın gösterişli çalışma odasındaki antika daktilosunun yanında duruyor. O, daima daktilosunda yazıyor; yedekleme yok, basım aşamasına gelene dek kimseye okutmak yok... Ve bir felaket yaşanıyor. Bir şeyler atıştırırken, Athena'nın boğazına takılan krep parçası onu nefessiz bırakıyor. June, elinden geleni yapsa da arkadaşını kurtaramıyor. Polis, ifade… Evine dönüyor June; perişan vaziyette ama Athena'nın roman taslağını çantasına atmayı unutmamış…    June, başarıya ulaşacağı yolun taşlarını örüyor, Athena’nın dosyasında değişiklikler yaparak, dokunuşlarının romanı anlamlandırdığına inanarak hırsızlığına kılıf uyduruyor; June Asyalı olmasa da Asyalıların kimlik sorunlarını işleyen romanı sahipleniyor; her yazarın her ırk hakkında araştırma yaparak yazabileceğini savunuyor. Yayınevi, dosyayı kabul ediyor, kalabalık bir ekiple türlü tanıtım çalışması yapılıyor; büyük başarı kazanılıyor… June mutlu oluyor mu; sosyal medyaya sızan intihal dedikodusu, söylenen yaralayıcı sözler, aldığı tehditler… Hatta değişik hesaplardan Athena’nın attığı mesajlar da devreye giriyor; yoksa Athena yaşıyor mu? Yazar, kurguladığı karakterlerle suçu, hatayı, yasağı, ayıbı; başarıyı arzularken yapılabilecek çılgınlıkları işliyor, çılgınlık yapana ruhsal bedeller ödeterek ilerliyor. Karakterin huzursuzluğu ruhunuzda dolaşıyor. June, her düştüğünde ayağa kalktı, yeniden yazdı, yine suçlandı. İntihal yaptığını itiraf ettiği bir sahne yaşandı, sözleri kayıt altına alındı; ama o vazgeçmedi, kendini temize çekecek bir yol bulguladı. İnanılmaz etkilendim. Bu kitabı özellikle yazarlar okumalı; çünkü tam bir yüzleşme. Neyle mi; yaratma, yazma, bütünleşme, eksik kalma ya da kabul görmeyi kapsayan her ne varsa o duyguyla... Kitaplar ölümsüzdür, kitaplar iyi ki var...              
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
·
84 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.