Gönderi

6/10
·56 syf.··
2025 19. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2025 19:03
Yeni bir kitap yorumuyla geldim. Yaklaşık üç saat içinde Jane Austen’in Watson Ailesi adlı eserini okudum. Aslında bu kitaba daha önce başlamıştım ama yarım bırakmıştım. Bu sefer kendimi zorlayıp baştan aldım. Bitirdim ama içimde hâlâ tam olarak yerine oturmayan çok şey var. Kitap, ağırlıklı olarak Emma Watson üzerinden ilerliyor. Emma, annesini küçük yaşta kaybettikten sonra (yaklaşık yedi yaşındayken de diyebiliriz) ailesinden ayrılıp halasının yanına gönderiliyor. Burada amaç aslında ona daha iyi bir hayat sunmak. Halası ve eşi maddi olarak daha iyi durumda ve Emma orada büyüyor. Ancak halasının eşi vefat edince işler değişiyor. İki yıl sonra halası yeniden evleniyor, bu kez bir İrlandalıyla. Yeni eşi Emma’yı istemiyor ve bu yüzden Emma, 19 yaşında tekrar baba evine dönmek zorunda kalıyor. Baba evi Emma için pek de sıcak bir yer değil. Babası hasta, ev kalabalık; ablaları ve kardeşleri var ama Emma onlarla gerçek bir bağ kurmakta zorlanıyor. Yıllar sonra geri dönmüş olmanın verdiği yabancılık hissi çok net. Bu süreçte en çok yakınlaştığı kişi ablası Elizabeth oluyor. Bu kısımlar bana daha anlaşılır ve samimi geldi. Hikâye Emma’nın bir baloya katılmasıyla biraz hareketleniyor. Yeni insanlarla tanışıyor, sosyete ortamına giriyor. Ablasının onu önceden uyarması, balodaki sahneler ve karakterler gerçekten keyifliydi. Özellikle ilk 20–30 sayfa akıcıydı ve severek okudum. Austen’in klasik balo atmosferini burada net bir şekilde hissediyoruz. Ancak kitabın sonlarına doğru benim için her şey dağılmaya başladı. Özellikle son 20–30 sayfada bir sahneden diğerine çok ani geçişler oldu. Bir gün anlatılıyor, sonra birden ertesi günlere atlanıyor. Konular derinleşmeden başka bir konuya geçiliyor. Açıkçası bu kısımları canım sıkıla sıkıla okudum ve “artık bitsin” dediğim anlar oldu. Son sayfalarda Emma’nın halası tekrar ortaya çıkıyor. Yine Emma’yı yanına çağırıyor, ısrar ediyor ama bu davet de oldukça çelişkili. Bir yandan “gel benimle yaşa” derken, diğer yandan bulunduğu hayat için “bu sana göre değil, bu sefil hayata alışamazsın” gibi üstü kapalı uyarılar yapıyor. Yani Emma’yı çağırıyor ama aynı anda şart koyuyor, korkutuyor ve kararını sorgulatıyor. Bu da beni ayrıca rahatsız etti çünkü Emma’nın ne istediğinden çok, herkesin onun hayatı hakkında söz sahibi olmaya çalıştığını görüyoruz. Kitap boyunca babanın hastalığı, sosyete ilişkileri, balolar ve Emma’ya ilgi duyan erkek karakterler ön planda. Bazıları çapkın, bazıları fazlasıyla ısrarcı. Emma’ya duyulan ilgi bir noktada artıyor ama bu ilginin nereye varacağı netleşmeden her şey havada kalıyor. Bu da bağ kurmamı zorlaştırdı. Klasik kitaplara uzak biri değilim ama bu eser beni gerçekten zorladı. Temasını şu an hâlâ sorguluyorum. Üç saatimi verdim ama bana ne kattı, açıkçası pek emin değilim. Boş boş okumuş gibi hissettim. Elbette Jane Austen’e ya da esere saygısızlık etmek istemem; bu tamamen benim okur deneyimim. Belki bana hitap etmedi, belki de kitabın yarım kalmış olması bu kopukluğu bu kadar hissettirdi. Bu yüzden puan kırdım. Özellikle sonunun bu kadar ani ve dağınık bitmesi beni tatmin etmedi. Watson Ailesi, Austen’i sevenler için merak uyandırıcı olabilir ama benim için beklentimi karşılayamadı.
1000Kitap
Watson AilesiJane Austen · Mavi Çatı Yayınları · 0577 okunma
·
44 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.