·420 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Aralık 2025 20:59 AŞK - ELİF ŞAFAK
Yeni yıla girmeye birkaç gün kala bitirdiğim bir roman. Bu romanı bitirdiğimde hissettiğim şey yalnızca bir hikâyenin sona ermesi değildi; sanki içimde uzun zamandır sessiz kalan bir yer konuşmaya başlamıştı. Aşk, okunan değil, yaşanan bir roman. Sayfalar ilerledikçe insan, Ella’nın hayatına değil kendi hayatına dokunulduğunu fark ediyor. Ve tesirinde kaldığım bir roman.
Elif Şafak, bu romanda aşkı bildiğimiz klasik,romantik süslü cümlelerle idealize etmiyor; aksine onu yakıcı, dönüştürücü ve çoğu zaman sarsıcı bir hakikat olarak karşımıza çıkarıyor. Şems-i Tebrizî’nin sözleriyle şekillenen Aşkın Kırk Kuralı, okura nasihat vermekten çok ayna tutuyor. Özellikle “Aşk korkuyla bir arada yaşayamaz” düşüncesi, modern insanın güvenli alanlarına ne kadar sıkı tutunduğunu yüzüne vuruyor. Çünkü bu romanda aşk, rahatlatan değil; yerinden eden bir şey. Konfor alanından çıkaran,düşündüren bir şey.
Ella’nın dönüşümü, Mevlânâ ile Şems’in yolculuğuyla paralel ilerlerken, okur da ister istemez kendi “şimdi”sine çekiliyor. Romanda sıkça vurgulanan “Hakikat ne geçmiştedir ne gelecekte; yalnızca anda gizlidir” fikri, sayfalar arasında kaybolurken bile insanı durup düşünmeye zorluyor. Ne kadar az “şimdi”de yaşadığımızı fark ediyorsunuz.Hakikaten bir an durup düşünsenize. Ne kadar doğru değil mi?
Aforizmalar, romanın ruhunu taşıyan en güçlü damar. “İnsan sevdiği kadar vardır” cümlesi, kitap kapandıktan sonra bile zihinden çıkmıyor. Çünkü bu cümle, sevginin bir duygu değil, bir varoluş biçimi olduğunu hatırlatıyor. Yine “Her ne arıyorsan, seni arıyordur” düşüncesi, insanın içindeki arayışın boşuna olmadığını fısıldayan sessiz bir teselli gibi.
Aşk, Mevlânâ’yı tarihsel bir figür olmaktan çıkarıp yaşayan bir rehbere dönüştürüyor. Şems ise rahatsız edici bir bilge; sevdirerek değil, sarsarak öğretiyor. Bu yönüyle roman, okuru hoş duygularla baş başa bırakmıyor; aksine konforunu bozuyor. Belki de bu yüzden bu kadar etkileyici. Ve yine günümüzde yaşasa Şems, her kesimden binlerce kez linç yiyecek bir bilge. İçimizde olmasını istediğimiz ama yaşama hakkı tanımadığımız salt gerçek.
Bu kitabı bitirdiğinizde daha mutlu olmayabilirsiniz; ama daha uyanık olacağınız kesin. Aşk, kalbe dokunan bir roman değil yalnızca; kalbi yerinden oynatan, insanı kendisiyle yüzleştiren bir yolculuk. Ve bazı kitaplar vardır, bir kez okunur ama insanın içinde uzun süre yaşamaya devam eder. Aşk onlardan biri. Hala tesirinde kaldığım bir roman. Ve Şems’in öldüğünü yeni öğrenen bir müridi gibi kaldım şimdi yalnız ortada.
Kitaptan not aldığım aforizmalardan bazıları;
Elif Şafak’ın Aşk romanının ruhunu ve tasavvufi derinliğini yansıtan, okurda iz bırakan aforizma niteliğinde alıntılar aşağıdadır:
• “Aşk, sizi var eden her şeyi yerle bir edene kadar gelir.”
• “Kalbin yolu akıldan geçmez; akıl sorar, kalp teslim olur.”
• “Hakiki aşk, insanı olduğu yerden alır ve bilmediği bir yere götürür.”
• “Ne kadar incinirsen incin, yine de kalbini kapatma; çünkü aşk kapalı kapıları sevmez.”
• “İnsan değişmekten korkar ama asıl korkması gereken, hiç değişmemektir.”
• “Aşk, sadece iki kişi arasında değil; kul ile Hak arasında yaşanır.”
• “Arayan bulamaz; bulanlar aramaktan vazgeçenlerdir.”
• “Dünle uğraşma, yarını dert etme; çünkü aşk yalnızca ‘şimdi’de yaşar.”
• “Her ne arıyorsan, sen olmasan da seni arıyordur.”
• “Aşk bir yolculuktur; varmak değil, yanmak meselesidir.”
***