Puan vermedi·408 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Aralık 2025 23:15 Elif Şafak’ın ‘Kayıp Ağaçlar Adası’, Kıbrıs’ın 20. yüzyıl trajedisini anlatıyor.
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın öncesi ve sonrasını belgelenmiş gerçeklere sadık kalarak, duygusallığa kapılmadan anlatıyor. 1950’lerden 1970’lere uzanan süreçte Lefkoşa’da Türkler ve Rumlar aynı mahallede, aynı tavernada birlikte gülerken, Enosis-Taksim gerilimi, EOKA ve TMT çatışmaları, 1963-64 kanlı Noel olayları ve nihayet 1974 müdahalesi nasıl bir kırılma yarattı – tüm bunları somut ve akıcı bir şekilde ortaya koyuyor.
Kitabın en çarpıcı yanı, bir incir ağacını anlatıcı yapması. Bu ağaç, tavernanın ortasında yıllarca tanıklık ediyor: yasak aşka, dostluklara, sonra gelen şiddete, gövdesine isabet eden kurşunlara, köklerinin altında gömülü kalan kayıplara… Yeraltı mantar ağı (mycelium) metaforuyla da çok güçlü bir mesaj veriyor: Ağaçlar birbirleriyle iletişim kurar, destek olur; insanlar ise kopar, böler, unutur. Şafak burada doğa bilimini (gerçek mycorrhizal ağları) tarihsel anlatımla öyle ustalıkla birleştiriyor ki, okurken hem bilimsel bir aydınlanma hem de derin bir vicdani sorgulama yaşıyorsunuz.
Defne ile Kostas’ın aşkı üzerinden asıl mesele netleşiyor: Savaş biter, sınırlar çizilir ama travma nesilden nesile aktarılır. Londra’da büyüyen kızları Ada’nın kimlik krizi, susturulmuş sırların ağırlığı bunun en açık kanıtı. Kitap, ucuz bir duygusallık yerine mantıklı bir sonuca ulaşıyor: Gerçek iyileşme, ancak kayıplarla, sırlarla ve acıyla yüzleşmekle mümkün. O son sahnedeki incir fidanı boş bir umut sembolü değil; toprağın, doğanın ve kolektif hafızanın sürekliliğidir.
Ancak eleştirmek gerekirse: Şafak’ın anlatısı iddia ettiği kadar tarafsız değil. İngiliz kolonyal dönemi oldukça yumuşak ve neredeyse masumane geçiştirilirken, Türk tarafı (özellikle TMT ve 1974 sonrası) daha sert, daha karanlık tonlarla resmediliyor. Bu dengesizlik, bakış açısını belirgin bir şekilde Batı’ya ve Rum tarafına kaydırıyor; Türk okuyucuda haklı bir rahatsızlık yaratıyor.
Bu kitabı okuyup kapattığınızda, Kıbrıs meselesinin karmaşıklığını büyük ölçüde kavramış, empatiyi akılla birleştirmiş ve tarihsel bir olaya dair sağlam bir bilgiye sahip olmuş olacaksınız – ama aynı zamanda anlatının gizli önyargılarını da fark etmiş olacaksınız.
Keyifli okumalar dilerim.