Merhaba kitap dostlarım,
bugün sizlere canım yazarım Payell’in EzelEbed kitabıyla geldim. Duygusu, kurgusu ve bıraktığı iz uzun süre kalpte kalan bir hikâye…
Ezel ve Talya hastaneden dönerken olaylar başlar. Talya’nın aniden fenalaşmasıyla Ezel su almak için bir markete girer ve içeride Talya’ya birebir benzeyen Helen’i görür. İlk bakışta sıradan gibi duran bu karşılaşma, aslında hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının habercisidir.
Ezel’in anlattıkları Talya’nın merakını uyandırır. Marketin içine girip Helen’i gördüğünde , bu benzerliğin tesadüf olmadığını hisseder.Talya, Ezel’den her şeyin araştırılmasını ister. Böylece saklanan gerçekler yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar; çünkü hiçbir şey sonsuza kadar gizli kalmaz.
Bir gece vakti Ezel ve Talya, Helen’in karşısına çıkarak kardeş olabilecekleri ihtimalini onunla paylaşırlar. Araştırmalar derinleşir. Talya, hastalığını anlatır; kanser olduğunu ve ilik nakli olması gerektiğini söyler. Eğer kardeş çıkarlarsa, Helen’den ilik vermesini isterler.
Talya, eşini kaybettikten sonra hasta olduğunu öğrenmiştir. Tedavi için yurt dışına gitmek zorunda kalması hikâyenin duygusal yükünü daha da artırır. Sonuç belirsizdir. Kızının hem annesiz hem babasız kalma ihtimali Talya’yı çok zor bir karar almaya iter. Yokluğunda onun yerine geçmesini Helen’den ister. Bu karar hem zorlayıcı hem de yürek burkan bir fedakârlıktır.
Yapılan testler sonucunda Helen ve Talya’nın ikiz olduğu ortaya çıkar. Aynı zamanda Helen’in iliğinin Talya’ya uyduğu da öğrenilir. Talya tedavi için yurt dışına gider; ilik nakli gerçekleşir ve Helen iliğini verir. Ezel bu süreçte hep yanlarındadır. Her şey sorunsuz ilerler ve Talya’nın tedavisi devam eder.
Bir süre sonra Helen ve Ezel Türkiye’ye döner. Helen, Talya’nın yokluğunda onun yerine geçer. Başlarda zorlanır ama Ezel’in desteğiyle zamanla her şeye alışır. Hera’ya gerçek anlamda bir anne olur; onunla anne–kız günleri yapar, birlikte sinemaya ve lunaparka giderler. Ezel’in de dâhil olduğu bu anlarda Hera’nın hayatı yeniden neşelenir. Helen, hiç anne olmadan anneliği öğrenir; bir çocuğun kalbine sevgiyle dokunmanın ne demek olduğunu keşfeder.
Ezel’in desteğiyle başlayan bu süreç, zamanla aşka dönüşür.
Mantığın sustuğu, kalbin cesaretle konuştuğu bir aşk…
Ezel, otuz yaşına kadar hiç âşık olmamıştır. Ta ki Helen’e kadar…
Helen duygularından kaçsa da Ezel vazgeçmez:
“Sen benim dostum da, arkadaşım da olamazsın… Sen bana eş olursun,” der.
Helen’e “küçük karıncam” diye seslenir.
“Bir sürü küçük karıncalar istiyorum senden,” dediğinde, geleceğini de onunla hayal ettiğini fısıldar.
Ve tam her şey yoluna girmişken bambaşka bir gerçek ortaya çıkar...?
Gerisi sayfaların arasında saklı…
Canım Payell’in Ezel Ebed kitabını kesinlikle okumalısınız Aşk kadınım @Payell_