·116 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Aralık 2025 00:13 “Artık dulum. 12 Kasım günü Sylvie öldü. Çok üzücü. Bu sene, indirimli satışlara birlikte gidemeyeceğiz.”
Aşka dair böylesine duygulu, böylesine güçlü bir metin okumayalı uzun zaman olmuştu. Hayatın bunca karmaşasının arasında durup bir “sahi ya böylesine güzel, böylesine sahici duygular var hayatta değil mi?” dedim. Gençler aşkı her rengiyle yaşıyor elbette. Beni hayretler içinde bırakan kırk yıl süren beraberlikten sonra bile bir insanın eşine aynı derin duyguları besleyebilmesiydi.
Yazarın eşini kaybettikten sonra kaleme aldığı günlüğünü okuyoruz. Eşine yazılmış derin, duygu dolu satırlar. Bir çeşit yas sürecine tanıklık ediyoruz aslında. İçinden geldikçe duygularını satırlara döküyor.
Derken yazarın bu kitabı hakkında yazılan olumsuz yorumlara rastladım. Yazarın yazım tarzına aşina olanlar bu kitabı sahici bulmamış, hak da verdim gerekçelerine ne diyeyim. Benim okuduğum ilk kitabı, yazarı tanımadığım gibi kitabı kendi eşinin ölümü üzerine kaleme aldığını da sonradan öğrendim.
Bir eser yazarla, yazarın duyguları ile yaşamının gerçeklikleri ile bir bütündür, bunu kabul ediyorum. Ama burada bu metni tüm bu olgulardan çekip alarak konuşmak istiyorum: kitap çok güzeldi. Bu yazım tarzını ve içtenliği kendi tarzıma yakın bulduğum için çok beğendim özellikle.