RÖPER
Bazı kitaplar yüksek sesle konuşmaz…
Fısıldar.
Ama o fısıltı, insanın içini uzun süre terk etmez.
Röper, şiirin çizgiyle, suskunluğun soruyla buluştuğu bir yerden sesleniyor.
Doğmadan önceki hâlimizi özler miyiz?
Sonradan yabancılaştıklarımızla konuşabilir miyiz?
Anılar neden hâlâ bu kadar taze?
Ayşe Ok’un dizeleri;
bir resim defterinin kenarına çizilmiş duygular gibi.
Bir T cetveliyle ölçülmeye çalışılan gülüşler,
papatya donatısıyla sağlamlaştırılan hatıralar…
Bu kitap, hızlı okunup kenara bırakılacaklardan değil.
Duruyor, bekliyor, tekrar çağırıyor.
Her sayfada biraz daha kendinle karşılaşıyorsun.
Siyahı sevenlerin zihni gerçekten rengârenk mi?
Bu sorunun cevabı belki de Röper’in satır aralarında saklı.