Puan vermedi·176 syf.····Okunma: 29 Aralık 2025 21:44 " Nikolay ve Elena Çavuşesku diplomatik bir ziyaret için Fransa'ya davet edilmişler. Bütün resmi görüşmeleri bitirdikten sonra Elena'nın ısrarıyla Louvre Müzesi'ni görmeye gitmişler. Bir resmin önünde Elena heyecanlanarak bağırmış: " Vaaay, ne güzel bir Da Vinci!", rehber yavaşça ve belli etmeden, "Da Vinci'ye biraz benziyor ama bu bir Rembrandt hanımefendi", diye fısıldamış. Birkaç adım daha attıktan sonra yine, " Vaaay, ne muhteşem bir Utrillo!" demiş. Rehber tekrar araya girmiş:" Küçük bir düzeltme yapmama izin verin hanımefendi, bu bir Da Vinci! ". Elena yan odaya geçmiş ve bağırmış: "Bunu biliyorum! Kesin biliyorum! Grigorescu'nun Çingene'si." Rehber bıyık altından gülümsemiş: "Hanımefendi size hayal kırıklığına uğratmak istemem ama bu sadece bir ayna." (S.77)
Bu sene Romen edebiyatına doydum. Çavuşesku dönemi, öncesi, sonrası derken cidden içim şişti :)
Herta Müller'in Yürekteki Hayvan'ı, peşine "Kayıp Sabah" sonrasında da bu kitap. (3 kitaba dair yorumum şöyle).
Sırayla gitmem gerekirse Herta Müller kesinlikle bana hitap eden bir yazar değil. Romanya'nın Alman azınlığı içinde doğan yazarın kalemi, uslübu daha çağdaş Alman esintileri hissettiriyor diye düşünüyordum ki Gabriela Adameşteanu'nun kalemini görünce acaba haksızlık mı ediyorum diye düşündüm. #YürektekiHayvan arka kapak yazısına aldanarak okuduğum bir kitaptı. Diktatörün ölümünü bekleyen insanlar, bu insanların en ufak fısıltıda bile ümide kapılmaları konusu üzerine bina edilmiş olsa da yazarın uslübu okumayı soğutan, okuru kitaptan uzaklaştıran bir şekle girmiş. Aslında altını çizdiğim çok cümle oldu. Ama şimdi dönüp bakınca dahi kitaptan aklımda kalan o kadar az şey var ki. Parçalar bir bütün haline getirilememiş ve çok güzel bir konu hiç edilmiş diye hissediyorum.
#KayıpSabah bırakın başı sonunun belli olmasını, cümlelerin kaçıncı kişiye hitaben yazıldığı dahi anlaşılamayan, oldukça soğuk, yavaş akan, kasvetli bir kitap. Basılmasını bekleyenler olduğunu biliyorum fakat çok az insanın beklentisini karşılayabilir. Kitap 4 bölümden oluşuyor. Nereye varacağını dört gözle okuduğum ilk bölüm hiçbir yere varamadı. Sanki Thomas Mann günümüze ışınlanmış gibi o yavaşlık beni benden aldı. İkinci bölüm ise başlı başına ayrı bir sabır istiyor. Kitaplarını okumakta zorlandığınız, yavaş akan hikayalerin olduğu eserleri bir mikserde karıştırınca ortaya çıkan şeyi hayal edin. Bu tarz bir kitabı okumak için klasik yazılan kitaplardan çok fazla okuyup bıkmış olmanız, sizi zorlayacak edebi kitaplar arıyor olmanız ve daha önemlisi kafanızın çok rahat olması lazım ki zevk alabilesiniz. Benim için son şık geçerli değildi. Kafam rahat olmadığı gibi yazarın bildiği her şeyi tek bölümde gösterme çabasını da anlayamadım. Zira son iki bölüm yavaş akmanın dışında pek ikinci bölüme benzemiyor. Kısacası kesinlikle sevmediğim bir eser oldu. Annesi ölmüş, babası savaşa gitmiş, kardeşlerine bakmak zorunda kalan bir kadının önce kardeşinin evine gidip bir "merhaba" demesi sadece ilk bölümde anlatılanlar. İkinci bölüm çalıştığı yerde tanıştığı bir başka kadının aile öyküsü. Üçüncü bölüm mektuplardan ibaret düz kısım :) Dördüncü bölümde de bağlama. Kitap bana ne kattı diye soruyorum, cevabı bende yok. Dilerim siz aradığınızı bulursunuz.
Gelelim son kitabım #komünistbirkocakarıyım 'a. Bu kadar ters bir kitap olabilirdi. Diğer iki kitap edebi anlamda da Çavuşesku dönemini anlatma anlamında da bu kitabın tam tersi. Kitap isminin Elena olduğunu sonradan öğrendiğimiz anlatıcının günümüz ve geçmişi arasında gidip gelen zaman atlamalarıyla ilerliyor. Dümdüz bir kitap aslında. Evli, çocuklu Elena, köyden çıkıp şehirde yaşama mücadelesi ve Çavuşesku döneminde komünizm altındayken şu anda enflasyon altında ezildiğinden daha mutlu olduğu konusunda mutlak. Yani diğer 2 kitap Çavusesku dönemini yererken bu kitap övüyor :)) Zaten seçim var, insalar bu kocakarıyı başka partiye oy verdirme derdine düşmüş :) Bu kitabı da sevdiğim söylenemez. Tek hoşuma giden yanı içinde Çavuşesku dönemini yeren birkaç fıkra anlatması oldu.
Uzunca bir süre Romen edebiyatı görmek istemiyorum :) Kotamı doldurdum. Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim.