Nefretin Aynasındaki 'Yabancı'
Puan vermedi·306 syf.··
2025 145. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2025 17:45
İçimizdeki Yabancı’yı okurken, yabancı düşmanlığının yalnızca siyasi sloganlarla ya da tarihi travmalarla açıklanamayacak kadar güçlü bir mesele olduğunu bir kez daha fark ettim. Arno Gruen, bu kitabında beni rahatlatan cevaplar sunmuyor; aksine huzursuz eden, yer yer sarsan bir düşünce hattı kuruyor. Yabancıya yönelen öfkenin, çoğu zaman başkasına dair bir mesele sanıldığını; oysa çok daha eski, çok daha köklü bir yarayla ilişkili olduğunu hissettiriyor. Okuma süreci, güvenli mesafeyi hızla ortadan kaldıran bir yüzleşmeye dönüşüyor. Gruen’in Weimar Almanyası’nda geçen çocukluğu ve daha sonra Nazi suçlularının çocuklarıyla yürüttüğü terapi deneyimleri, kitabın her satırında hissedilen ağır bir tanıklık oluşturuyor. Bu arka plan, anlatıya soyut bir teori havası katmıyor; tam tersine, söylenen her sözün bedelini ödenmiş kılıyor. Yazarın savı basit görünüyor: Yabancıya duyulan nefret, insanın kendisiyle kuramadığı bağdan besleniyor. Bu düşünceyi okurken, meselenin dış dünyadan çok daha yakında durduğunu, hatta insanın kendisine dönük bir kaçış biçimi olduğunu sezmemek mümkün olmuyor. Kitapta söz edilen “içimizdeki yabancı”, kaybedilmiş bir bütünlüğün adı gibi duruyor. Gruen, bu kaybın çocuklukta yaşanan bastırmalarla ilişkisini anlatırken, okuru kolaycı açıklamalardan uzak tutuyor. Nefret, bu çerçevede bir savunma aracı hâline geliyor; yüzleşemediğimiz yanlarımızı başkalarında cezalandırma girişimine dönüşüyor. Bu bakış, alışıldık sosyolojik yorumların sınırlarını aşıyor ve insanın nasıl olup da mağdur konumundan zalim bir role geçebildiğini çarpıcı biçimde görünür kılıyor. Eseri benim için güçlü kılan yönlerden biri, bu güçlü ruhi çözümlemelerin canlı örneklerle desteklenmesi oldu. Nazi Almanyasını, Hitler'i farklı bir bakışla, örneklerle okudum. Gruen, kavramlara sığınıp okuru yormuyor; yaşanmışlıklar, terapi odasından taşan hikâyeler ve tarihsel kırılmalar üzerinden ilerliyor. Bu anlatım, kitabı salt bir düşünce metni olmaktan çıkarıyor; okuru zihnen ve vicdanen metnin içine çekiyor. Kitabı bitirdiğimde geriye tek bir duygu kalmadı; huzursuzlukla birlikte sorumluluk da belirdi. Gruen, sonunda “Ne yapabiliriz?” sorusunu ortaya koyarken, karanlık bir tabloya teslim olmuyor. Çocukların dünyasını öyküyle ve sanatla beslemenin, şefkati çoğaltmanın ve empatiyi canlı tutmanın altını çiziyor. İçimizdeki Yabancı, bana göre, başkasını suçlamayı bıraktıran; insanı önce kendisiyle hesaplaşmaya çağıran nadir çalışmalardan biri olarak uzun süre zihinde yer eden bir kitaptır. Bu sebeple öncelikle "İçimizdeki yabancıyı" keşfetmeliyiz.
İçimizdeki YabancıArno Gruen · Çitlembik Yayınları · 2016165 okunma
·
152 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.