Kalp GidinceKalp GidinceDamızlık Kızın Öyküsü
(Not: Yazı spoiler içerir.)
-
Kalp Gidince, güçlü bir fikirle başlayan ama ilerledikçe kendi merkezinden uzaklaşan bir roman.
Başlangıçta sunulan Pozitron Projesi, Stan ve Charmaine’in ekonomik çöküş sonrası kaliteli yaşam vaadiyle aslında insanların özgürlükten nasıl vazgeçebileceğini sorgulayan sağlam bir distopik anlatıyla başlıyor. Bu evren, okuru hem ahlaki hem toplumsal bir tartışmanın içine çekiyor. Romanın ilk bölümleri, bu anlamda, vaat ettiği şeyin arkasında duruyor.
Atwood, kendisi de romanın sonuna eklediği gibi, başta bir öykü olarak yayınlanan bu kitabı sonrasında eklemeler yaparak uzatmış; gerekli miydi kısmına gelecek olursam, bence gereksizdi.
Anlatı ilerledikçe romanın odak noktası belirgin biçimde kayıyor.
Sistemin birey üzerindeki baskısını derinleştirmek yerine, metin giderek absürt ve tekrar eden yan kollara ayrılıyor. Robotlar, “Elvis” figürasyonu ve karikatürize edilmiş sahneler, başlangıçta kurulan distopik gerilimi beslemekten çok, onu dağıtan, savuran bir yapıya dönüşüyor.
Buradaki temel problem, absürtlüğün kendisi değil; absürtlüğün olay içindeki konumu.
Ana fikri derinleştiren bir alegori gibi çalışmıyor. Aksine, romanın kendi ciddiyetini zayıflatıyor.
Fikir olarak Orwell’ın 1984’te kurduğu evreni hatırlatan bir yapı taşırken; denetim, gözetim, kimliğin parçalanması ve bireyin sistem içinde yeniden tanımlanması gibi temalar, bilinçli ya da bilinçsiz biçimde bu geleneğe selam veriyor.
Burada önemli bir fark var: Orwell’da anlatı giderek yoğunlaşırken, Kalp Gidince’de bu potansiyel derinlik sürdürülebilir bir yapı kazanamıyor. Okur, sistem eleştirisinin nereye varacağını takip etmeye çalışırken, anlatı sürekli olarak dikkat dağıtıcı ve işlevsiz sahnelere sapıyor.
Romanın finaline gelindiğinde ise çözülme hissi yerine bir dağılma hissi baskın.
Temas ettiği nokta, “Beyin çok korumacıdır; neyi hatırlayıp hatırlamayacağımıza o karar verir.” bir illüzyon gibi.
Atwood’un bilinçli olarak böyle bir son planlamış olabilir; mesele sonun açık olması değil, anlatının kendi ağırlığını taşıyamadan sona ermesi. Kurulan sistem, vaat edilen sorgulamayı tamamlamadan sona eriyor.
“En çok Okunan” elim gitmemiş olsa da örneğin Damızlık Kızın Öyküsü popülerliğinden baştan sona bilinir hâle gelmişti. Belki de doğru bir başlangıç olabilirdi.
Bu kitap, Margaret Atwood okumak için ilk seçeneğiniz olmalı mı bilmiyorum ama yazarla bu kitabıyla tanışmak benim için hayal kırıklığı oldu diyebilirim.