Yazarın Piruze'den sonra okuduğum ikinci romanı. İncir Kuşlar'ı ile tanışmam kitap kurdu canım arkadaşım Pelin K. Pelin'im sayesinde oldu. Mutlaka okumalısın dediği kitabı hemen edindim ve okumaya başladım. Her iki roman içinde okurunu yormayan, akıcı ve acıklı bir dile sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Bir genç kıza aşık iki erkek ve kızın yaptığı seçim sonucu gelişen olaylar. Reddedilmeyi hazmedemeyen bir gencin bitmeyen kini ve bunun sonucunda bir genç kızın yaşadığı acılar. Savaşın yıkıcı etkisi ve üstüne yıllar öncenin hesaplaşması eklenince Suada'nın hayatı kabusa döner. Yıllar önce aşkını kabul etmediği genç adamla esir olduğu bir dönemde karşılaşan Suada'nın başına gelenler aslında o dönemde birçok insanın yaşadığı acılara tercümanlık ediyor. İncir Kuşları kesinlikle basit bir aşk öyküsü değil. Bosna halkının yaşadığı dramın aşk adı altında gözler önüne serilmesi.1992-95 yılları arasında Bosna'da yaşanan soykırım tüm çıplaklığıyla,yaşanmış gerçek bir hayat hikayesiyle anlatılmış.Daha önce bu soykırımı,savaşı duymuştum.Ama bu kadarını beklemiyordum.Altı yüz yıllık geçmişin kinlerini içlerinde tutan Sırplar,tek suçları Osmanlı Devletinden kalan müslümanlar olmak olan Boşnaklar...Hep birlikte yaşadıkları öncesinde dost oldukları insanları öldürmek,ailesinin karşısında yüzlerce kez tecavüz etmek bu hangi insanlığa yakışır.Okurken ağzım açık kaldı,insanlıktan iğrendim.Bir aile bunları yaşamışsa, nicesi kim bilir daha neler yaşamıştır,” diyeceğiniz bir roman.
Naçizane tavsiyemdir.